palme kitabevi, akademik kitap, hazırlık kitapları, eğitim yayınları, üniversite kitapları, sınav hazırlık, ders kitapları, akademik kaynak
 
Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Çanakkale Zaferi’nin Kadınları

    Yayınevi : Paradigma Yayınları
    Yazar : Mithat Atabay
    ISBN :9786257686327
    Sayfa Sayısı :454
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2021
    350,00 ₺
    315,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Çanakkale Savaşları denildiğinde genellikle cephede yaşanan mücadele anlatılmakta; savaşın siyasal, sosyal, toplumsal, kültürel, ekonomik etkileri ve boyutları düşünülmemektedir. Bu konularda yapılan çalışmalarda ise yine savaştan uzunca söz edilerek bazı örneklerle konu tam anlamıyla ele alınamamaktadır. Hâlbuki Birinci Dünya Savaşı çok yönlü ve çok boyutlu bir mücadeledir. Osmanlı İmparatorluğu açısından Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale Cephesi’ndeki mücadelesi “topyekûn savaş” karakterine sahiptir. O nedenle konuyla ilgili olarak ayrıntılı birçok araştırmanın ve incelemenin alanında uzman olan kişiler tarafından bireysel veya kolektif olarak hala yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

    Çanakkale Savaşları, hedefin doğrudan devletin başkentine yönelmesi sebebiyle Osmanlı açısından topyekûn bir savaş niteliği arz etmektedir. Cephede askerler ve komutanlar canları pahasına vatanın geleceği için canlarını ortaya koyarken, onların her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için de cephe gerisinde ve başkent İstanbul’da iyi bir organizasyona ve işbirliğine gereksinim olduğu ilk andan itibaren kendini göstermiştir. Ancak bunu gerçekleştirmenin en önemli unsuru olan insan kaynağının silâhaltına alınması ve cepheye sevk edilmesi sebebiyle o ana kadar toplumsal ve tarihsel süreçte geri planda kalan veya bırakılan kadınların ön plana çıkması veya çıkarılmasına ihtiyaç duyuldu. Osmanlı’da toplumsal baskı sonucu eşitlik yanlısı ailelerin sayısı son derece azdı ve birçok eğitimli erkek bile bu sisteme karşı olsa dahi bilinçaltındaki baskıyı üzerinden atamamıştı. Savaş ve savaşın doğurduğu toplumsal ve ekonomik koşullar kadınlar açısından bu baskıyı ortadan kaldırmaya yarayacak bir ortama zemin hazırladı. Erkeklerin askere alınması devlet daireleri ve ekonomik kuruluşlarda boşluklara neden oldu ve ilk kez kadınlar bu boşlukları doldurmaya başladılar. Bu durum kadınların çalışkanlığı, becerisi ve verimliliğinin yanında erkek ve kadının ilk defa bu şekilde bir araya gelmesini sağladı ve daha evvel geçerli olan ahlaki önyargının temelsiz olduğunu gösterdi. Çalışan kadın kendisine saygısı olan bir birey haline geldiği gibi askerlik görevini yerine getiren erkeğin yokluğunda dürüst bir şekilde çalışan kadına toplumun saygı duymasını da sağladı.

    Çanakkale Savaşları denildiğinde genellikle cephede yaşanan mücadele anlatılmakta; savaşın siyasal, sosyal, toplumsal, kültürel, ekonomik etkileri ve boyutları düşünülmemektedir. Bu konularda yapılan çalışmalarda ise yine savaştan uzunca söz edilerek bazı örneklerle konu tam anlamıyla ele alınamamaktadır. Hâlbuki Birinci Dünya Savaşı çok yönlü ve çok boyutlu bir mücadeledir. Osmanlı İmparatorluğu açısından Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale Cephesi’ndeki mücadelesi “topyekûn savaş” karakterine sahiptir. O nedenle konuyla ilgili olarak ayrıntılı birçok araştırmanın ve incelemenin alanında uzman olan kişiler tarafından bireysel veya kolektif olarak hala yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

    Çanakkale Savaşları, hedefin doğrudan devletin başkentine yönelmesi sebebiyle Osmanlı açısından topyekûn bir savaş niteliği arz etmektedir. Cephede askerler ve komutanlar canları pahasına vatanın geleceği için canlarını ortaya koyarken, onların her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için de cephe gerisinde ve başkent İstanbul’da iyi bir organizasyona ve işbirliğine gereksinim olduğu ilk andan itibaren kendini göstermiştir. Ancak bunu gerçekleştirmenin en önemli unsuru olan insan kaynağının silâhaltına alınması ve cepheye sevk edilmesi sebebiyle o ana kadar toplumsal ve tarihsel süreçte geri planda kalan veya bırakılan kadınların ön plana çıkması veya çıkarılmasına ihtiyaç duyuldu. Osmanlı’da toplumsal baskı sonucu eşitlik yanlısı ailelerin sayısı son derece azdı ve birçok eğitimli erkek bile bu sisteme karşı olsa dahi bilinçaltındaki baskıyı üzerinden atamamıştı. Savaş ve savaşın doğurduğu toplumsal ve ekonomik koşullar kadınlar açısından bu baskıyı ortadan kaldırmaya yarayacak bir ortama zemin hazırladı. Erkeklerin askere alınması devlet daireleri ve ekonomik kuruluşlarda boşluklara neden oldu ve ilk kez kadınlar bu boşlukları doldurmaya başladılar. Bu durum kadınların çalışkanlığı, becerisi ve verimliliğinin yanında erkek ve kadının ilk defa bu şekilde bir araya gelmesini sağladı ve daha evvel geçerli olan ahlaki önyargının temelsiz olduğunu gösterdi. Çalışan kadın kendisine saygısı olan bir birey haline geldiği gibi askerlik görevini yerine getiren erkeğin yokluğunda dürüst bir şekilde çalışan kadına toplumun saygı duymasını da sağladı.

    >