Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    İki Durak Bir Çıkmaz

    Yayınevi : İbrişim Kitap
    ISBN :9786056777271
    Sayfa Sayısı :222
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21.5 cm
    Basım Yılı :2018
    400,00 ₺
    340,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Gökte minnacık kalana dek yükseldi bir kuş. Yükseldi, yükseldi semada bir boncuk kadar gözüktü, gözden yitti gitti. Dağları, ovaları, dereleri, ırmakları aştı, bulutları yardı. Şehirleri, kasabaları rüzgâr hızıyla geçti. Uçtu, uçtu tâ ki Urartu semalarına dek uçtu. Dağların koynunda sere serpe yatan türkuaz mavisi bir suyun üzerinden süzüldü. Sonra Artos Dağı’nın zirvesinde bir şahin gibi gözüktü. Erek Dağı sağında heybetiyle, Süphan Dağı solunda haşmetiyle yer aldı. Engil Çayı, elinde testi ile kıvrıla kıvrıla çeşmeye varan bir nazlı gelin gibi göle (Aman dikkat! Buranın yerlileri “göl” demez, “deniz” derler) akıyordu. Çiçekli beldesi yeşille mavinin cümbüşünde Büyük Şef’in doğa mûsikîsinde; gölün kıyıları ise bir resim tablosu gibi kusursuzdu. Kadembas’tan, Edremit üzerinden doğanın o eşsiz manzarasını seyrettiğimde, sanki tarih sahnesinden bir yaprak koptu da gelip aklıma düştü. Kuşkusuz Kral Menua’nın kızı Semiramis, Artemit Kalesi’nde yerini almış, gölü ve gün batımını seyretmekteydi. Pulat kanatlı kuş, gölden bûse alırcasına, alçaldı da alçaldı, gelip yere kondu. İlkin kanatlarını indirdi, nefesini dindirdi, karnından bir kapı açıldı, içinden iki yüz insan çıktı. Şaşırdınız mı? Burası...

    Gökte minnacık kalana dek yükseldi bir kuş. Yükseldi, yükseldi semada bir boncuk kadar gözüktü, gözden yitti gitti. Dağları, ovaları, dereleri, ırmakları aştı, bulutları yardı. Şehirleri, kasabaları rüzgâr hızıyla geçti. Uçtu, uçtu tâ ki Urartu semalarına dek uçtu. Dağların koynunda sere serpe yatan türkuaz mavisi bir suyun üzerinden süzüldü. Sonra Artos Dağı’nın zirvesinde bir şahin gibi gözüktü. Erek Dağı sağında heybetiyle, Süphan Dağı solunda haşmetiyle yer aldı. Engil Çayı, elinde testi ile kıvrıla kıvrıla çeşmeye varan bir nazlı gelin gibi göle (Aman dikkat! Buranın yerlileri “göl” demez, “deniz” derler) akıyordu. Çiçekli beldesi yeşille mavinin cümbüşünde Büyük Şef’in doğa mûsikîsinde; gölün kıyıları ise bir resim tablosu gibi kusursuzdu. Kadembas’tan, Edremit üzerinden doğanın o eşsiz manzarasını seyrettiğimde, sanki tarih sahnesinden bir yaprak koptu da gelip aklıma düştü. Kuşkusuz Kral Menua’nın kızı Semiramis, Artemit Kalesi’nde yerini almış, gölü ve gün batımını seyretmekteydi. Pulat kanatlı kuş, gölden bûse alırcasına, alçaldı da alçaldı, gelip yere kondu. İlkin kanatlarını indirdi, nefesini dindirdi, karnından bir kapı açıldı, içinden iki yüz insan çıktı. Şaşırdınız mı? Burası...

    >