Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    İletişim, Medya ve Kültür

    Yayınevi : Ütopya Yayınevi
    Yazar : Oğuzhan Taş
    ISBN :9786059378284
    Sayfa Sayısı :128
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x19 cm
    Basım Yılı :2017
    130,00 ₺
    104,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Walter Lippmann, henüz 1920’lerde, yakın çevremiz dışındaki dünyaya ilişkin görüşlerimizin medyadan edindiğimiz izlenimlere dayandığını öne sürmüştü. Medya sıkça söylendiği gibi tarafsız bir enformasyon kaynağı değildi; bize dünyanın nasıl bir yer olduğunu tarif ediyor, kişilere, gruplara, olaylara ilişkin baskın imgeler yaratıyordu. Lippmann’ın iddiası geçerliliğinden bir şey yitirmedi. Dahası, akıllı telefon ekranlarındaki imgeler artık yakın çevremize ilişkin de izlenimler sunuyor. Günlük yaşamın her alanına zahmetsizce sızmış durumdaki medyayla olan ilişkimizin nerede başlayıp nerede sonlandığını yanıtlamak giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda, medyayı anlama çabası, özel bir merak konusu olmanın ötesine geçiyor; iletişim, kültür ve toplum hakkında düşünmenin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

    Bu kitap, iletişim, medya ve kültür çalışmalarına özgü kavramları temel düzeyde tanıtarak bu alanlara ilgi duyan okurlar için bir başlangıç noktası oluşturmayı amaçlıyor. İnsan iletişiminin ana unsurları, medyanın kültürel anlamları üretmekteki rolü, iletişim araçlarının kurumsal ve endüstriyel boyutları ve medya karşısında izleyicilerin, okurların, kullanıcıların konumu… Tüm bu konulara ilişkin tartışmalar örneklerle destekleniyor; kuramsal açıklamalara, sanat tarihinden, popüler kültürden ve haber medyasından seçilen detaylı incelemeler eşlik ediyor.

    Walter Lippmann, henüz 1920’lerde, yakın çevremiz dışındaki dünyaya ilişkin görüşlerimizin medyadan edindiğimiz izlenimlere dayandığını öne sürmüştü. Medya sıkça söylendiği gibi tarafsız bir enformasyon kaynağı değildi; bize dünyanın nasıl bir yer olduğunu tarif ediyor, kişilere, gruplara, olaylara ilişkin baskın imgeler yaratıyordu. Lippmann’ın iddiası geçerliliğinden bir şey yitirmedi. Dahası, akıllı telefon ekranlarındaki imgeler artık yakın çevremize ilişkin de izlenimler sunuyor. Günlük yaşamın her alanına zahmetsizce sızmış durumdaki medyayla olan ilişkimizin nerede başlayıp nerede sonlandığını yanıtlamak giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda, medyayı anlama çabası, özel bir merak konusu olmanın ötesine geçiyor; iletişim, kültür ve toplum hakkında düşünmenin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

    Bu kitap, iletişim, medya ve kültür çalışmalarına özgü kavramları temel düzeyde tanıtarak bu alanlara ilgi duyan okurlar için bir başlangıç noktası oluşturmayı amaçlıyor. İnsan iletişiminin ana unsurları, medyanın kültürel anlamları üretmekteki rolü, iletişim araçlarının kurumsal ve endüstriyel boyutları ve medya karşısında izleyicilerin, okurların, kullanıcıların konumu… Tüm bu konulara ilişkin tartışmalar örneklerle destekleniyor; kuramsal açıklamalara, sanat tarihinden, popüler kültürden ve haber medyasından seçilen detaylı incelemeler eşlik ediyor.

    >