Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    10 Çiçek 1 Böcek

    Yayınevi : Alfa Yayınları
    ISBN :9786051063539
    Sayfa Sayısı :248
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :14.00 x 20.00
    Basım Yılı :2011
    225,00 ₺
    191,25 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Havva’nın masum bir elmayı dişlemesiyle, Adem’le birlikte dünyaya gönderilmesi midir aşk? Yoksa elmaya yüklenen günahların bedelini ödemek mi? Ya da elmaya büyü yapan büyücüyü mü suçlamalıyız? Suçlamak... Aşkın çılgın ritmiyle coşan yüreğin sızım sızım sızlaması mı suçtur, yoksa o acıdan alınan doyumsuz keyif mi? Hangi duygu can yakarken, çılgın şelaleler alıp götürür uçsuz bucaksız hülyalara? Dudaklara dua, yaşama sonsuz renk katan, şarkılara şiir, romanların her satırına konu olan, savaşlar çıkartıp liderler düşüren, öncesiz-sonrasız, seçeneksiz hangi duygu bu kadar deli olabilir? Aşk kavuşulmayandır! Acı-tatlı hatıralar boğazında düğümlendiğinde iliklerine kadar ıslanmak, hayaller düşlerinde dans ederken, kıvranmaktır ıssız gecenin koynunda. Kolların sırılsıklam yalnızlığı sardığında, titremektir ayazında. Bir efsanenin arkasından daldığında gözlerin, kayboluşlardaki gizemi keşfetmektir belki. Bahar çiçeklerinin arılarla öpüşmesini kıskanmaktır bazen. Aklını alan delilikten caymamaktır çoğu zaman... Mecnun Leyla’ya, Kerem Aslı’ya kavuşsaydı adı "aşk" olabilir miydi? Büyük efsanelerin tarihe kazınmasının nedeni sevdalı tenlerin buluşamaması değil midir? Bizleri o aşklara özendiren hazin ayrılıklardır aslında. Her şeye rağmen, sonu ne olursa olsun, yaşamın kendisidir aşk. Özlem acıtsa da anılar kuytu köşelerde sırrını saklarken, dudaklarda gülümsemedir, siluetlerin gölgesinde...

    Havva’nın masum bir elmayı dişlemesiyle, Adem’le birlikte dünyaya gönderilmesi midir aşk? Yoksa elmaya yüklenen günahların bedelini ödemek mi? Ya da elmaya büyü yapan büyücüyü mü suçlamalıyız? Suçlamak... Aşkın çılgın ritmiyle coşan yüreğin sızım sızım sızlaması mı suçtur, yoksa o acıdan alınan doyumsuz keyif mi? Hangi duygu can yakarken, çılgın şelaleler alıp götürür uçsuz bucaksız hülyalara? Dudaklara dua, yaşama sonsuz renk katan, şarkılara şiir, romanların her satırına konu olan, savaşlar çıkartıp liderler düşüren, öncesiz-sonrasız, seçeneksiz hangi duygu bu kadar deli olabilir? Aşk kavuşulmayandır! Acı-tatlı hatıralar boğazında düğümlendiğinde iliklerine kadar ıslanmak, hayaller düşlerinde dans ederken, kıvranmaktır ıssız gecenin koynunda. Kolların sırılsıklam yalnızlığı sardığında, titremektir ayazında. Bir efsanenin arkasından daldığında gözlerin, kayboluşlardaki gizemi keşfetmektir belki. Bahar çiçeklerinin arılarla öpüşmesini kıskanmaktır bazen. Aklını alan delilikten caymamaktır çoğu zaman... Mecnun Leyla’ya, Kerem Aslı’ya kavuşsaydı adı "aşk" olabilir miydi? Büyük efsanelerin tarihe kazınmasının nedeni sevdalı tenlerin buluşamaması değil midir? Bizleri o aşklara özendiren hazin ayrılıklardır aslında. Her şeye rağmen, sonu ne olursa olsun, yaşamın kendisidir aşk. Özlem acıtsa da anılar kuytu köşelerde sırrını saklarken, dudaklarda gülümsemedir, siluetlerin gölgesinde...

    >