Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Ah Kuyusu

    Yayınevi : Ozan Yayıncılık
    ISBN :9786057569691
    Sayfa Sayısı :120
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.2x21 cm
    Basım Yılı :2020
    280,00 ₺
    224,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Onu hiç iyileşmeyecek bir yara gibi, bir türlü evine ulaşamayan bir yolcunun giderek acı veren hasreti gibi, özgürlük düşü kuran bir idam mahkûmunun kararmayan umudu gibi hep yüreğimde taşıdım.”

    Kederle oyulmuş bir ah kuyusuna bağırılmış tehlikeli bir masumiyetin ve tehdit türünden bir vaadin amansız varoluş çekişmesinde, her ne pahasına olursa olsun göğe bakmaktan caymayan çocukluğun boca edildiği bir şimdiki zaman trajedisidir Ah Kuyusu! Yine de ve nedense hep özlenen, çağrılan ve beklenen bir geleceğin yankılandığı bir şimdinin eteklerindeki taşlar dökülüyor bu romanda.

    Birbirinin yarasını yalayan hayvanlar kadar olamayan, acıtarak yüceleceği zannıyla gaddarlaşan bir kavmin dünyayı kedere boğduğu bir tarihin, nefretle ve vandallıkla kıyıcı, iğdiş edici ilerleyişi; bir kanser hücresi ahlakıyla yerin dibine doğru yükselişi karşısında yaşamdan yana itirazın masumiyeti, güzel günlere inancın sönümsüz sevincine tutunuyor ah kuyusunda soluğunu tutanlar…   

    Susmuşsa bir insan, dillerin hiçbiri kahkaha atamaz o derinlikte. Kaç dilde konuşulursa konuşulsun, konuşturamaz yüreğindeki alfabeyi yakmış olanı…

    “Onu hiç iyileşmeyecek bir yara gibi, bir türlü evine ulaşamayan bir yolcunun giderek acı veren hasreti gibi, özgürlük düşü kuran bir idam mahkûmunun kararmayan umudu gibi hep yüreğimde taşıdım.”

    Kederle oyulmuş bir ah kuyusuna bağırılmış tehlikeli bir masumiyetin ve tehdit türünden bir vaadin amansız varoluş çekişmesinde, her ne pahasına olursa olsun göğe bakmaktan caymayan çocukluğun boca edildiği bir şimdiki zaman trajedisidir Ah Kuyusu! Yine de ve nedense hep özlenen, çağrılan ve beklenen bir geleceğin yankılandığı bir şimdinin eteklerindeki taşlar dökülüyor bu romanda.

    Birbirinin yarasını yalayan hayvanlar kadar olamayan, acıtarak yüceleceği zannıyla gaddarlaşan bir kavmin dünyayı kedere boğduğu bir tarihin, nefretle ve vandallıkla kıyıcı, iğdiş edici ilerleyişi; bir kanser hücresi ahlakıyla yerin dibine doğru yükselişi karşısında yaşamdan yana itirazın masumiyeti, güzel günlere inancın sönümsüz sevincine tutunuyor ah kuyusunda soluğunu tutanlar…   

    Susmuşsa bir insan, dillerin hiçbiri kahkaha atamaz o derinlikte. Kaç dilde konuşulursa konuşulsun, konuşturamaz yüreğindeki alfabeyi yakmış olanı…

    >