Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Akifname

    Yayınevi : Erguvan Yayınevi
    ISBN :9789756335543
    Sayfa Sayısı :600
    Baskı Sayısı :3
    Ebatlar :16.5x23.5 cm
    Basım Yılı :2020
    450,00 ₺
    360,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Önceden hazırlandığı halde Yayını en sona kalan Hasan Basri Çantay’ın Akifnâme’si; Eşref Edip’in (2 cilt) ve Midhad Cemal’in Mehmet Akif’leri; bu dört büyük cilt, Akif hakkında bugün en temel kaynaklarımız arasında sayılırlar. Dolayısıyla bu dört cilt, Akif konusunda yapılacak her türlü çalışmalar için, sağlam birer hazine değerindedirler. Kaldı ki bu husus, bugünden geriye bakarak çıkarılan bir sonuç olmayıp, daha 1939 şartlarında farkına varılmış bir kaziyye hükmündedir.

    Rahmetli Osman Nuri Ergin ise bir yazısında,bu çalışmaların her birini, birer “irfan abidesi” olarak telâkki eder. Sonra da bunları, Mehmet Akif’in Edirnekapı’daki mezarının başına, dört sütun hâlinde diker.

    Merhum Nurettin Topçu’nun; “Edebiyat ve sanat tarihimizde Akif’in yeri, derinlikte Yunus’ların ayakucunda ise de, azametle parlaklıkta Fuzûlî’lerle Sinan’ların başucundadır. Akif, yalnız yirminci asrın Müslüman-Türk şairi değil, dokuz yüz yıllık tarihimizin en yükseklerde duran terennümcüsüdür. O koca bir tarihin türbedârıdır.” Diye anlatmaya çalıştığı

    Akifname bir yönüyle Mehmet Akif’e dair hatıraları, bir yönüyle de Akif’i tanıyan, seven, sevmeyen geniş bir çevrenin intibâlarını ihtiva eder. Ayrıca eser, Hasan Basri Çantay gibi âlim bir kişiliğin şahitlik ettiği, fakat kırılmalar şeklinde devam eden uzun bir dönemin de aynası mesabesindedir.

    Önceden hazırlandığı halde Yayını en sona kalan Hasan Basri Çantay’ın Akifnâme’si; Eşref Edip’in (2 cilt) ve Midhad Cemal’in Mehmet Akif’leri; bu dört büyük cilt, Akif hakkında bugün en temel kaynaklarımız arasında sayılırlar. Dolayısıyla bu dört cilt, Akif konusunda yapılacak her türlü çalışmalar için, sağlam birer hazine değerindedirler. Kaldı ki bu husus, bugünden geriye bakarak çıkarılan bir sonuç olmayıp, daha 1939 şartlarında farkına varılmış bir kaziyye hükmündedir.

    Rahmetli Osman Nuri Ergin ise bir yazısında,bu çalışmaların her birini, birer “irfan abidesi” olarak telâkki eder. Sonra da bunları, Mehmet Akif’in Edirnekapı’daki mezarının başına, dört sütun hâlinde diker.

    Merhum Nurettin Topçu’nun; “Edebiyat ve sanat tarihimizde Akif’in yeri, derinlikte Yunus’ların ayakucunda ise de, azametle parlaklıkta Fuzûlî’lerle Sinan’ların başucundadır. Akif, yalnız yirminci asrın Müslüman-Türk şairi değil, dokuz yüz yıllık tarihimizin en yükseklerde duran terennümcüsüdür. O koca bir tarihin türbedârıdır.” Diye anlatmaya çalıştığı

    Akifname bir yönüyle Mehmet Akif’e dair hatıraları, bir yönüyle de Akif’i tanıyan, seven, sevmeyen geniş bir çevrenin intibâlarını ihtiva eder. Ayrıca eser, Hasan Basri Çantay gibi âlim bir kişiliğin şahitlik ettiği, fakat kırılmalar şeklinde devam eden uzun bir dönemin de aynası mesabesindedir.

    >