Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Algılama Yönetimi

    Yayınevi : Remzi Kitabevi
    Yazar : Ali Saydam
    ISBN :9789751419996
    Sayfa Sayısı :480
    Baskı Sayısı :10
    Ebatlar :15.4x23.1 cm
    Basım Yılı :2021
    785,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Karmaşık toplumsal tutumların sergilendiği Türkiye gibi inanılmaz dinamik bir ülkenin insanı karşısında yalınlık nasıl yakalanabilir? Öyle
    bir yalınlık ki üretim, ilişki biçimleri, anlama, kavrama kapasiteleri, kültürel yapı taşları birbirlerinden tamamen farklı üç dalga insanının
    (tarım, sanayi, bilgi toplumu) ortak algı tanjantlarına değsin ve algılama yönetimine kapı açabilsin!

    Bir dönem elitizm horlandı ve aşağılandı. Eğitim sistemi de siyasileştirildiği ve popülarize edildiği için, her türden ürün ya da hizmetin üretim kültürüne yüzeysellik ve bir tür sığlık egemen oldu. Derinlik giderek azaldı, önemini yitirdi. Derinleşmeyi elden bırakmak
    istemeyenler ise ‘entel-dantel’ olmakla suçlandılar. Benim ‘neşeli cahiliye devri’ diye adlandırdığım bu dönemin 1980 ile 2000 arasında
    sürdüğü söylenebilir. 2000’li yıllarda Türkiye başka bir kültürel kırılma noktasının eşiğine gelmiştir: Yeni Popüler Kültür!

    Ulu orta “Errare humanum est!” buyurduğum günlerden birinde, hâlâ ahbaplığımızı sürdürdüğümüz İsviçreli dostum Peter Schurter dedi
    ki: “Arkadaş, sen bu deyişi çok kullanıyorsun, ama sadece yarısını... Herhâlde ikinci yarısını bilmiyorsun!” Hayli şaşırmıştım. Ben biraz
    küstahça, “Neymiş bakalım ikinci yarısı?” diye sorunca şöyle dedi: “Errare humanum est; perseverare diabolicum!” Hata yapmak insanlara
    mahsustur; hatayı tekrarlamak ise şeytanlara!

    Karmaşık toplumsal tutumların sergilendiği Türkiye gibi inanılmaz dinamik bir ülkenin insanı karşısında yalınlık nasıl yakalanabilir? Öyle
    bir yalınlık ki üretim, ilişki biçimleri, anlama, kavrama kapasiteleri, kültürel yapı taşları birbirlerinden tamamen farklı üç dalga insanının
    (tarım, sanayi, bilgi toplumu) ortak algı tanjantlarına değsin ve algılama yönetimine kapı açabilsin!

    Bir dönem elitizm horlandı ve aşağılandı. Eğitim sistemi de siyasileştirildiği ve popülarize edildiği için, her türden ürün ya da hizmetin üretim kültürüne yüzeysellik ve bir tür sığlık egemen oldu. Derinlik giderek azaldı, önemini yitirdi. Derinleşmeyi elden bırakmak
    istemeyenler ise ‘entel-dantel’ olmakla suçlandılar. Benim ‘neşeli cahiliye devri’ diye adlandırdığım bu dönemin 1980 ile 2000 arasında
    sürdüğü söylenebilir. 2000’li yıllarda Türkiye başka bir kültürel kırılma noktasının eşiğine gelmiştir: Yeni Popüler Kültür!

    Ulu orta “Errare humanum est!” buyurduğum günlerden birinde, hâlâ ahbaplığımızı sürdürdüğümüz İsviçreli dostum Peter Schurter dedi
    ki: “Arkadaş, sen bu deyişi çok kullanıyorsun, ama sadece yarısını... Herhâlde ikinci yarısını bilmiyorsun!” Hayli şaşırmıştım. Ben biraz
    küstahça, “Neymiş bakalım ikinci yarısı?” diye sorunca şöyle dedi: “Errare humanum est; perseverare diabolicum!” Hata yapmak insanlara
    mahsustur; hatayı tekrarlamak ise şeytanlara!

    >