Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Asklepion'dan Darüşşifa'ya

    ISBN :9786057846662
    Sayfa Sayısı :336
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :19.5x27.5 cm
    Basım Yılı :2019
    650,00 ₺
    585,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Binlerce yıl çeşitli uygarlıklara yaşam alanı sunmuş verimli Anadolu topraklarında, iklim, su kaynakları ve doğal bitki örtüsü insanlar tarafından tedavi aracı olarak da kullanılmış ve “insanlığın sağlıklı yaşamı” konusunda bugün de geçerli yöntemler geliştirilmişti.

    Türklerin Orta Asya'dan beri geliştirdikleri tedavi yöntemleri ve terapötik çevre anlayışı, dönemin büyük sağlık yapıları darüşşifaların ortaya çıkmasını sağlamıştı. Tarihteki asklepionlar gibi çok yönlü tedavi merkezleri ve Hippokrates gibi ünlü tıp bilginlerinin doğduğu topraklarda Türklerin tedavi merkezlerini geleneksel yapıyla birleştirerek geliştirmeleri ve bugünkü deyimle “terapötik çevre” anlayışının özellikle akıl hastaları üzerindeki iyileştirici etkileri bu bilinçle ortaya çıkmıştı. Söz konusu tedaviyi etkileyen mimari tasarım tesadüfi değildi ve Batı dünyasındaki modern tıp yapıları tasarımlarını etkileyecek kadar önemliydi.

    Tarihteki yaşam biçimlerinden beslenen geleneksel yapıların, beş duyuya hitap eden insani ölçekteki tasarımlarının aynı zamanda hastaların tedavilerinde olumlu etkenler yaratan ve insanlığa hizmet eden sağlık yapıları olduğuna bu kitapta değinilmeye çalışılmıştır

    Binlerce yıl çeşitli uygarlıklara yaşam alanı sunmuş verimli Anadolu topraklarında, iklim, su kaynakları ve doğal bitki örtüsü insanlar tarafından tedavi aracı olarak da kullanılmış ve “insanlığın sağlıklı yaşamı” konusunda bugün de geçerli yöntemler geliştirilmişti.

    Türklerin Orta Asya'dan beri geliştirdikleri tedavi yöntemleri ve terapötik çevre anlayışı, dönemin büyük sağlık yapıları darüşşifaların ortaya çıkmasını sağlamıştı. Tarihteki asklepionlar gibi çok yönlü tedavi merkezleri ve Hippokrates gibi ünlü tıp bilginlerinin doğduğu topraklarda Türklerin tedavi merkezlerini geleneksel yapıyla birleştirerek geliştirmeleri ve bugünkü deyimle “terapötik çevre” anlayışının özellikle akıl hastaları üzerindeki iyileştirici etkileri bu bilinçle ortaya çıkmıştı. Söz konusu tedaviyi etkileyen mimari tasarım tesadüfi değildi ve Batı dünyasındaki modern tıp yapıları tasarımlarını etkileyecek kadar önemliydi.

    Tarihteki yaşam biçimlerinden beslenen geleneksel yapıların, beş duyuya hitap eden insani ölçekteki tasarımlarının aynı zamanda hastaların tedavilerinde olumlu etkenler yaratan ve insanlığa hizmet eden sağlık yapıları olduğuna bu kitapta değinilmeye çalışılmıştır

    >