Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Cenaze Evindeki Lahmacun Kokusu

    Yayınevi : Cinius Yayınları
    Yazar : Sedat Kaygalak
    ISBN :9786053230939
    Sayfa Sayısı :105
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x20.5 cm
    Basım Yılı :2014
    140,00 ₺
    112,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Döndük bütün anlamları ardımızda bırakıp şüphemize sadık kalmak için. Döndük ha? Daha ne istiyoruz giderek? 

    Cenaze evine ziyarettik, o hiç olmak istemediğimiz yanından tüm bu anlam yarışının ve kavram fenomenliğinin paradigmasından kurtulmak, nihayet herkesten bir anlam koparırcasına ölmek için. Ve nihayet! Nesnel tanımlama bizi bir yerden alıp bir başka yere koyuyordu.

    Onun bunun başı sağolsunlarımızın tedariksiz ezberi tıpkı bir düğün merasiminde çekilen halayın gelişine söylenen naif sözler gibi; mutluluklar dilerizdi. Oldu olacak kimse ne kadarını biliyorduyla belli belirsiz ya da itinayla kıpırdayan o dudaklarda kaşla göz arasında öteki hayat ciddiyetiyle işlenen görsel; “...El-Fatiha!”

    Secdesiz, kıblesiz, sessiz bir itinayla ellerimizin korosu oluyorduk küçücük, daracık bir odada. Nefesimiz nefesimize karışacaktı sahiliğimizde. Bütün cüceliğimiz farzın eklem yerinde kırılıp gözlerle buluşmalı, kimse kimseden şüphe duymamalıydı. Öte yandan dua çabucak bitmeliydi. Bir an önce çıkılmalıydı bu ayakkabı kalabalığından. Yüze kavuşturan da olacaktı ellerini, her iki yana düşüreni de. Çünkü bir ciddiyetsizlik olacaktı bu lahmacunların arasına konacak salatada nasılsa insanın neticede bir organizma olmasını unutmaktan tecelli.

    Onu tüketen diğer organizmalar salatasız çoğalmazdı! Oldu olacak, ya ayran?.. Hayat... devam edecekti bütüüüün izafiyetiyle.

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz

    Döndük bütün anlamları ardımızda bırakıp şüphemize sadık kalmak için. Döndük ha? Daha ne istiyoruz giderek? 

    Cenaze evine ziyarettik, o hiç olmak istemediğimiz yanından tüm bu anlam yarışının ve kavram fenomenliğinin paradigmasından kurtulmak, nihayet herkesten bir anlam koparırcasına ölmek için. Ve nihayet! Nesnel tanımlama bizi bir yerden alıp bir başka yere koyuyordu.

    Onun bunun başı sağolsunlarımızın tedariksiz ezberi tıpkı bir düğün merasiminde çekilen halayın gelişine söylenen naif sözler gibi; mutluluklar dilerizdi. Oldu olacak kimse ne kadarını biliyorduyla belli belirsiz ya da itinayla kıpırdayan o dudaklarda kaşla göz arasında öteki hayat ciddiyetiyle işlenen görsel; “...El-Fatiha!”

    Secdesiz, kıblesiz, sessiz bir itinayla ellerimizin korosu oluyorduk küçücük, daracık bir odada. Nefesimiz nefesimize karışacaktı sahiliğimizde. Bütün cüceliğimiz farzın eklem yerinde kırılıp gözlerle buluşmalı, kimse kimseden şüphe duymamalıydı. Öte yandan dua çabucak bitmeliydi. Bir an önce çıkılmalıydı bu ayakkabı kalabalığından. Yüze kavuşturan da olacaktı ellerini, her iki yana düşüreni de. Çünkü bir ciddiyetsizlik olacaktı bu lahmacunların arasına konacak salatada nasılsa insanın neticede bir organizma olmasını unutmaktan tecelli.

    Onu tüketen diğer organizmalar salatasız çoğalmazdı! Oldu olacak, ya ayran?.. Hayat... devam edecekti bütüüüün izafiyetiyle.

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz
    >