Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Dördüncü Pazar

    Yazar : Arifzade
    ISBN :9789752454583
    Sayfa Sayısı :256
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    350,00 ₺
    315,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Aşk sevginin şahikasıdır evlat, dedi ihtiyar adam munis ve kendinden emin bir sesle, en tepe noktada kimi seviyorsan, ona âşıksındır. Düşün bakalım, inanan biri o noktada kimi sevebilir? Ağyarı ancak ya tutku olabilir ya da şehvet… Bu ikisi çoğu kereler aşkla karıştırılır. Oysaki aşkı bunlardan ayırmak son derece kolaydır; eğer sevdiğin kızın belki bir gün başkasına yâr olabileceğini düşündüğünde kafanı bir beton duvara olanca şiddetinle yapıştırmak aklına geliyorsa biçare bir tutkuya yakalanmışsın demektir. Lakin unutma ki, o kızın sana yâr olması iki kuvvetli iradeye bağlıdır ve bunlardan birisi onundur. Yani onun da sana yâr olmayı murat etmesi gerekir. Kızın seni istememe ihtimalini hayatın sonu olarak görmüyorsan, bir tutkunun mendebur kollarında kaybolmaktan kurtulmuşsun demektir. Yok, eğer sevdiğin kızı her düşündüğünde cinsel duyguların kabarıyorsa ya da başkasına yâr olduğunda onun yatağının bir aksesuarı olduğunu aklına getirip adama kinleniyorsan, bil ki sen şehvetin girdabına düşmüşsün. Bunların hiç biri aşk değildir; zira içlerinde bir kutsiyet yoktur. Eğer inanan biriysen sevginin şahikasını kime tahsis edeceğini bilirsin. İşte bu bilgi diğer bütün sevmeleri de kutsar; zira en tepede sevdiğin, alttakilerin her birine senin bu sevginden birer ışık yansıtır. Böylece sen en tepedekinin hatırına, sevdiğin kızın yâr olduğu kişi de dâhil, herkesi ve her şeyi sevmiş olursun; lanet okuyup durduğun mahallen, nefret ettiğin baban, her sabah üşenerek gittiğin işin, aksadıkça içini yakan sakat bacağın… Bir de âlim ile arifin aşkı vardır ki, onun sırrına varan artık dünyadan da, kendinden de geçmiştir.

    Aşk sevginin şahikasıdır evlat, dedi ihtiyar adam munis ve kendinden emin bir sesle, en tepe noktada kimi seviyorsan, ona âşıksındır. Düşün bakalım, inanan biri o noktada kimi sevebilir? Ağyarı ancak ya tutku olabilir ya da şehvet… Bu ikisi çoğu kereler aşkla karıştırılır. Oysaki aşkı bunlardan ayırmak son derece kolaydır; eğer sevdiğin kızın belki bir gün başkasına yâr olabileceğini düşündüğünde kafanı bir beton duvara olanca şiddetinle yapıştırmak aklına geliyorsa biçare bir tutkuya yakalanmışsın demektir. Lakin unutma ki, o kızın sana yâr olması iki kuvvetli iradeye bağlıdır ve bunlardan birisi onundur. Yani onun da sana yâr olmayı murat etmesi gerekir. Kızın seni istememe ihtimalini hayatın sonu olarak görmüyorsan, bir tutkunun mendebur kollarında kaybolmaktan kurtulmuşsun demektir. Yok, eğer sevdiğin kızı her düşündüğünde cinsel duyguların kabarıyorsa ya da başkasına yâr olduğunda onun yatağının bir aksesuarı olduğunu aklına getirip adama kinleniyorsan, bil ki sen şehvetin girdabına düşmüşsün. Bunların hiç biri aşk değildir; zira içlerinde bir kutsiyet yoktur. Eğer inanan biriysen sevginin şahikasını kime tahsis edeceğini bilirsin. İşte bu bilgi diğer bütün sevmeleri de kutsar; zira en tepede sevdiğin, alttakilerin her birine senin bu sevginden birer ışık yansıtır. Böylece sen en tepedekinin hatırına, sevdiğin kızın yâr olduğu kişi de dâhil, herkesi ve her şeyi sevmiş olursun; lanet okuyup durduğun mahallen, nefret ettiğin baban, her sabah üşenerek gittiğin işin, aksadıkça içini yakan sakat bacağın… Bir de âlim ile arifin aşkı vardır ki, onun sırrına varan artık dünyadan da, kendinden de geçmiştir.

    >