Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Dionysos - Özgürlüğün Şarkısı

    Yazar : Bülent Akgezer
    ISBN :9786056815232
    Sayfa Sayısı :237
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2018
    300,00 ₺
    255,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Tenedos – Bozcaada” ve “Şarap: İklimin ve Tarihin Kızı” adlı kitapların yazarı Bülent Akgezer'den Dionysos üzerine hazırlanan güçlü bir kaynak kitap.

    Tuhaf bir tanrıdır Dionysos. Bir ölümlüden doğmuştur. Tanrılar panteonuna geç katılmıştır. Diğer tanrılar gibi ambrosia yemez, nektar içmez, hatta onlarla beraber Olympos’ta oturmaz bile. Bereket ve bolluğun, asmanın, üzümün, şarabın, coşkunun, esrimeyle kendinden geçmenin, taşkın hareketlerin, gizemin, sahne sanatları ve tiyatronun, eğlencenin hatta en ilkel erotizmin, dehşet dolu vahşi kurban eylemlerinin hâkim olduğu ayinlerin tanrısıdır. Bu yüzü ile doğanın ve insanların arasında görünmeyi yeğler.

    Sıradan halk yığınları tarafından peşinden en çok gidilendir. Belki en sevilen değildir, ama intikamcı kişiliğine karşın en az korkulandır. Hâkim sınıfların endişe kaynağı, alt sınıfların yaşamın sıkıntılarını hafifletme nedenidir. Halk yığınlarının en fazla bağlandığıdır. Bu görünümüyle tam bir devrimcidir.

    “Bir evin olsun, bir karın bir de öküzün, / Karını parayla satın al ki / Gereğinde yürüsün öküzün arkasından...” diye kadının sosyal ortamdaki yeri hakkında uyaran nasihatçilere karşın kadınlara özgür bireyler olduklarını hatırlatmış, onları düzenden koparıp doğanın kucağına atmıştır.

    Elbette bu özgür ruhları hareketlendiren sadece şarap değildi. Asıl özgürlük ile esrime halinin tam da kendisiydi tanrının yarattığı.

    “Tenedos – Bozcaada” ve “Şarap: İklimin ve Tarihin Kızı” adlı kitapların yazarı Bülent Akgezer'den Dionysos üzerine hazırlanan güçlü bir kaynak kitap.

    Tuhaf bir tanrıdır Dionysos. Bir ölümlüden doğmuştur. Tanrılar panteonuna geç katılmıştır. Diğer tanrılar gibi ambrosia yemez, nektar içmez, hatta onlarla beraber Olympos’ta oturmaz bile. Bereket ve bolluğun, asmanın, üzümün, şarabın, coşkunun, esrimeyle kendinden geçmenin, taşkın hareketlerin, gizemin, sahne sanatları ve tiyatronun, eğlencenin hatta en ilkel erotizmin, dehşet dolu vahşi kurban eylemlerinin hâkim olduğu ayinlerin tanrısıdır. Bu yüzü ile doğanın ve insanların arasında görünmeyi yeğler.

    Sıradan halk yığınları tarafından peşinden en çok gidilendir. Belki en sevilen değildir, ama intikamcı kişiliğine karşın en az korkulandır. Hâkim sınıfların endişe kaynağı, alt sınıfların yaşamın sıkıntılarını hafifletme nedenidir. Halk yığınlarının en fazla bağlandığıdır. Bu görünümüyle tam bir devrimcidir.

    “Bir evin olsun, bir karın bir de öküzün, / Karını parayla satın al ki / Gereğinde yürüsün öküzün arkasından...” diye kadının sosyal ortamdaki yeri hakkında uyaran nasihatçilere karşın kadınlara özgür bireyler olduklarını hatırlatmış, onları düzenden koparıp doğanın kucağına atmıştır.

    Elbette bu özgür ruhları hareketlendiren sadece şarap değildi. Asıl özgürlük ile esrime halinin tam da kendisiydi tanrının yarattığı.

    >