Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Dirilen İskelet

    ISBN :9789752401075
    Sayfa Sayısı :324
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2017
    280,00 ₺
    168,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    - Müezzin Efendi, bunlara telsiz telgraf, telsiz telefon diyorlar. Her millet bu yeni fenler için çalışıyorlar. Türk gençlerinin böyle şeylerle uğraşmaları neden kabahat olsun?
    Müezzin baba bir iki istiğfardan sonra:
    - Kabahattir, günahtır, şirktir...
    - Neden?

    Gençler halin garabeti önünde bir müddet düşündüler.
    - Hangi veliyullah tarafından geliyorsunuz?
    - Komşunuz Bukağılı dede hazretleri tarafından.
    - Getirdiğiniz manevi emir nedir?

    Kararları veçhile ertesi akşam Sadi’yle Feyzi, Nihat’ın evinde toplandılar. Üç bisiklet avluda duruyordu.

    Üç genç her biri, bir pencere önünde, gözler Tayfur’un sokak kapısına dikili, büyük bir beşarete bağlanır gibi uzun, sıkıntılı, sabır ve tahammülü yakan intizar saatleri geçirdiler.
    Konağın kapısı açılmıyor değildi. Lâkin beklediklerinden bankaları girip çıkıyorlardı.
    Bir gece, iki gece, üç, dört gece hep böyle gece ilerledikçe karşıki kapıyı tarassut için üçünden biri pencere önünde gözcü kalarak nöbetle uyuyorlardı ve sonra…

    - Müezzin Efendi, bunlara telsiz telgraf, telsiz telefon diyorlar. Her millet bu yeni fenler için çalışıyorlar. Türk gençlerinin böyle şeylerle uğraşmaları neden kabahat olsun?
    Müezzin baba bir iki istiğfardan sonra:
    - Kabahattir, günahtır, şirktir...
    - Neden?

    Gençler halin garabeti önünde bir müddet düşündüler.
    - Hangi veliyullah tarafından geliyorsunuz?
    - Komşunuz Bukağılı dede hazretleri tarafından.
    - Getirdiğiniz manevi emir nedir?

    Kararları veçhile ertesi akşam Sadi’yle Feyzi, Nihat’ın evinde toplandılar. Üç bisiklet avluda duruyordu.

    Üç genç her biri, bir pencere önünde, gözler Tayfur’un sokak kapısına dikili, büyük bir beşarete bağlanır gibi uzun, sıkıntılı, sabır ve tahammülü yakan intizar saatleri geçirdiler.
    Konağın kapısı açılmıyor değildi. Lâkin beklediklerinden bankaları girip çıkıyorlardı.
    Bir gece, iki gece, üç, dört gece hep böyle gece ilerledikçe karşıki kapıyı tarassut için üçünden biri pencere önünde gözcü kalarak nöbetle uyuyorlardı ve sonra…

    >