Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Durgun Don - 3. Cilt

    Yayınevi : Yordam Kitap
    ISBN :9786051722481
    Sayfa Sayısı :400
    Baskı Sayısı :2
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2018
    516,00 ₺
    412,80 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Nehir roman” tanımına, içeriği ve uzunluğuyla olduğu kadar romanın adıyla da böylesine uyan bir roman daha bulmak zordur.

    Mihail Şolohov’un ve Rus edebiyatının başyapıtlarından Durgun Don, akıcı anlatımıyla da nehir gibi akıp giden bir romandır.

    Romanın ana kahramanı Gregor Melehov, bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındıran bir karakterdir. Bunlardan biri köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa Don Irmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalıktır.

    Durgun Don’un odağında yer alan önemli meselelerden bir diğeri de, kahramanlarımız Gregor ile Aksinya arasındaki imkânsız aşktır. Don nehriyle birlikte romanın sayfaları aktıkça, okurun zihninde şu soru sıklıkla dolaşmaya başlar: Bu iki ilginç kahraman, geleneklerin baskısına boyun mu eğecek yoksa kendilerini dışlayan toplumsal çevrede kalıp savaşacaklar mı? Peki ya, Ekim Devrimi çemberin dışına çıkarak yepyeni bir yaşam biçimini seçmeleri için onlara bambaşka fırsatlar sunuyorsa?

    Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener’in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Âli Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler...

    “Yoldaşlar, ‘komün’ ne demek oluyor?”

    “Biz de katılabilir miyiz, izin verirler mi?”

    “Peki, Komünist Partisi nedir?”

    Konuşmacı elini göğsüne bastırıp sabırla açıklıyordu:

    “Yoldaşlar! Komünist Partisi bir gönüllü işidir. Halk partiye, işçilerle köylüleri, kapitalistlerle toprak ağalarının baskısından kurtarmak gibi yüce bir dava uğruna mücadele etmeyi istediği için gönüllü olarak katılır.”

    “Nehir roman” tanımına, içeriği ve uzunluğuyla olduğu kadar romanın adıyla da böylesine uyan bir roman daha bulmak zordur.

    Mihail Şolohov’un ve Rus edebiyatının başyapıtlarından Durgun Don, akıcı anlatımıyla da nehir gibi akıp giden bir romandır.

    Romanın ana kahramanı Gregor Melehov, bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındıran bir karakterdir. Bunlardan biri köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa Don Irmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalıktır.

    Durgun Don’un odağında yer alan önemli meselelerden bir diğeri de, kahramanlarımız Gregor ile Aksinya arasındaki imkânsız aşktır. Don nehriyle birlikte romanın sayfaları aktıkça, okurun zihninde şu soru sıklıkla dolaşmaya başlar: Bu iki ilginç kahraman, geleneklerin baskısına boyun mu eğecek yoksa kendilerini dışlayan toplumsal çevrede kalıp savaşacaklar mı? Peki ya, Ekim Devrimi çemberin dışına çıkarak yepyeni bir yaşam biçimini seçmeleri için onlara bambaşka fırsatlar sunuyorsa?

    Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener’in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Âli Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov’un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler...

    “Yoldaşlar, ‘komün’ ne demek oluyor?”

    “Biz de katılabilir miyiz, izin verirler mi?”

    “Peki, Komünist Partisi nedir?”

    Konuşmacı elini göğsüne bastırıp sabırla açıklıyordu:

    “Yoldaşlar! Komünist Partisi bir gönüllü işidir. Halk partiye, işçilerle köylüleri, kapitalistlerle toprak ağalarının baskısından kurtarmak gibi yüce bir dava uğruna mücadele etmeyi istediği için gönüllü olarak katılır.”

    >