Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Eski Çin'de Dinler

    ISBN :9789752410824
    Sayfa Sayısı :61
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :14x21 cm
    Basım Yılı :2017
    140,00 ₺
    112,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Evrene dair meseleler Çinli filozoflar için hiçbir zaman zorluk teşkil etmedi. Her şey başlamadan önce Hiçlik vardı. Yıllar geçtikçe Hiçlik, Birlik’e dönüştü, Büyük Monad haline geldi. Daha uzun bir süre sonra Büyük Monad, temelde Erkek ve Dişi olmak üzere doğa içerisinde İkilik yarattı ve sonra, biyolojik türeme süreciyle birlikte görünür bir evren var oldu.”

    Çin mitolojisinde genel mânâda kabul gören bu yaratılış mitine göre her şey böyle başladı. İlk varlıktı kâinatı yaratan P’an Ku. Sonra insanlar tabiatı gözlemledi, kendi eylem ve davranışlarını doğal olaylara benzetmeye çalıştı; korktuğu, yaranmaya çalıştığı Tanrılar var etti, kimi zaman soyuttular, fakat çoğunlukla insan suretinde ve özellikle de erkek, baba figürlerine sahip(ti)ler. Devamlı kehanetlerde bulunuldu, methiyeler düzüldü, kurbanlar adandı, hürmeti ortaya koymak adına ritüeller sergilendi… Sonra bilinmezcilik benimsendi, Tanrılar bir yana artık onların elçileri de belirmişti, daha fazla insan ve hayvan kurban edildi, çok
    Tanrı tek Tanrı oldu…

    İşte böylece tamamen kendinden farklı olduğunu düşündüğü Çin’le büyük ortak noktalar buldu Batı. Birbirine uzak olduğu farzedilen noktalar arasındaki bağı kurmada önemli bir rolü olan ve Çin dinlerine dair Batı’da 20. yüzyılda yapılan ilk çalışmalardan biri Eski Çin’de Dinler.

    “Evrene dair meseleler Çinli filozoflar için hiçbir zaman zorluk teşkil etmedi. Her şey başlamadan önce Hiçlik vardı. Yıllar geçtikçe Hiçlik, Birlik’e dönüştü, Büyük Monad haline geldi. Daha uzun bir süre sonra Büyük Monad, temelde Erkek ve Dişi olmak üzere doğa içerisinde İkilik yarattı ve sonra, biyolojik türeme süreciyle birlikte görünür bir evren var oldu.”

    Çin mitolojisinde genel mânâda kabul gören bu yaratılış mitine göre her şey böyle başladı. İlk varlıktı kâinatı yaratan P’an Ku. Sonra insanlar tabiatı gözlemledi, kendi eylem ve davranışlarını doğal olaylara benzetmeye çalıştı; korktuğu, yaranmaya çalıştığı Tanrılar var etti, kimi zaman soyuttular, fakat çoğunlukla insan suretinde ve özellikle de erkek, baba figürlerine sahip(ti)ler. Devamlı kehanetlerde bulunuldu, methiyeler düzüldü, kurbanlar adandı, hürmeti ortaya koymak adına ritüeller sergilendi… Sonra bilinmezcilik benimsendi, Tanrılar bir yana artık onların elçileri de belirmişti, daha fazla insan ve hayvan kurban edildi, çok
    Tanrı tek Tanrı oldu…

    İşte böylece tamamen kendinden farklı olduğunu düşündüğü Çin’le büyük ortak noktalar buldu Batı. Birbirine uzak olduğu farzedilen noktalar arasındaki bağı kurmada önemli bir rolü olan ve Çin dinlerine dair Batı’da 20. yüzyılda yapılan ilk çalışmalardan biri Eski Çin’de Dinler.

    >