Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Fetih Suresi Tefsiri - İ'tila-i İslam

    Yayınevi : Ravza Yayınları
    ISBN :9786257810418
    Sayfa Sayısı :384
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    400,00 ₺
    280,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Kur’ân-ı Kerim, en yüksek bir kitab-ı ilâhîdir. Bu kitâb-ı celîlin her sûresi, her âyeti birçok hakîkatlerin, hikmetlerin en şeffaf bir menbaıdır. İnsaniyet ufuklarını hidayet nurları ile aydınlatan bu lâhûtî sûrelerin, âyetlerin dimağlara verdi­ği inkişâf, kalblere bahşettiği inşirâh her türlü tasavvurların fevkindedir. Bu latîf sûrelerin, bu bedi’ âyetlerin revnak ve letâfeti, ahenk ve intizâmı, letâif ve işareti yanında en nûrânî bahar sabahları pek sönüktür, en şetaretli ırmakların ruhne­vaz cereyanı pek ahenksizdir. Bütün fıtratın rengin levhaları, dil-nişîn manzaraları pek solgundur. Bütün hekimlerin ve ediblerin en yüksek fikirleri, en beliğ neşîdeleri birer ruhsuz hayalden ibarettir.

    İşte bir numune olmak üzere biz şu mubarek Sûre-i Feth’e şöyle bir dikkat edelim. Ya Rabbi! Ne kudsî, ruhperver bir sûre-i celîle! Bu ulvî sûrenin her âyeti bir nübüvvet muci­zesi, bir hikmet kaynağı, bir beşâret ve saâdet matla’ı.

    Daha ilk âyetlerinden itibaren cihânşumûl, pürleme­an bir fütûhât sahası gözlere çarpıyor, pek büyük bir ğufrân müjdesi temiz ruhları manevi neşvelere gark ediyor, en lâtif bir hidayet nefhası, bir nusret nesimî bütün nezih kalblere tarâvetler verip duruyor.

    Bu semâvi âyetler takip edildikçe melekûtî ilâhiyenin bir beyan vus’atı, müfekkireleri hayretler içinde bırakıyor, beşerî hayatın saf safhaları, mütelevvin manzaraları, lekedâr sahife­leri birer birer gürlüyor. İçtimai varlığın en esrarengiz hal’at-i ruhiyesi inkişafa başlıyor, muhtelif tabâkat için mukadder olan feyizler, mahrumiyetler, mükâfatlar, ukûbetler pek açık bir halde müşâhade olunuyor.

    Bâhusus bu mukaddes âyetlere baktıkça beşeriyetin ta­rihi hayatına ebedi şerefler veren, nâsiyelerinden fazilet ve kudsiyet ziyâları lemeân edip duran pek celâdetli bir diyâ­net ketibesinin ne kadar büyük heyecanlar içinde bir mâbâ’di ilâhinin ziyaretine koşup gittiği ve mâbûdi kadimin atebe-i azametine ne kadar büyük bir ubûdiyet şevkiyle kapandığı nazarı ihtibâhe çarpıyor.

    Kur’ân-ı Kerim, en yüksek bir kitab-ı ilâhîdir. Bu kitâb-ı celîlin her sûresi, her âyeti birçok hakîkatlerin, hikmetlerin en şeffaf bir menbaıdır. İnsaniyet ufuklarını hidayet nurları ile aydınlatan bu lâhûtî sûrelerin, âyetlerin dimağlara verdi­ği inkişâf, kalblere bahşettiği inşirâh her türlü tasavvurların fevkindedir. Bu latîf sûrelerin, bu bedi’ âyetlerin revnak ve letâfeti, ahenk ve intizâmı, letâif ve işareti yanında en nûrânî bahar sabahları pek sönüktür, en şetaretli ırmakların ruhne­vaz cereyanı pek ahenksizdir. Bütün fıtratın rengin levhaları, dil-nişîn manzaraları pek solgundur. Bütün hekimlerin ve ediblerin en yüksek fikirleri, en beliğ neşîdeleri birer ruhsuz hayalden ibarettir.

    İşte bir numune olmak üzere biz şu mubarek Sûre-i Feth’e şöyle bir dikkat edelim. Ya Rabbi! Ne kudsî, ruhperver bir sûre-i celîle! Bu ulvî sûrenin her âyeti bir nübüvvet muci­zesi, bir hikmet kaynağı, bir beşâret ve saâdet matla’ı.

    Daha ilk âyetlerinden itibaren cihânşumûl, pürleme­an bir fütûhât sahası gözlere çarpıyor, pek büyük bir ğufrân müjdesi temiz ruhları manevi neşvelere gark ediyor, en lâtif bir hidayet nefhası, bir nusret nesimî bütün nezih kalblere tarâvetler verip duruyor.

    Bu semâvi âyetler takip edildikçe melekûtî ilâhiyenin bir beyan vus’atı, müfekkireleri hayretler içinde bırakıyor, beşerî hayatın saf safhaları, mütelevvin manzaraları, lekedâr sahife­leri birer birer gürlüyor. İçtimai varlığın en esrarengiz hal’at-i ruhiyesi inkişafa başlıyor, muhtelif tabâkat için mukadder olan feyizler, mahrumiyetler, mükâfatlar, ukûbetler pek açık bir halde müşâhade olunuyor.

    Bâhusus bu mukaddes âyetlere baktıkça beşeriyetin ta­rihi hayatına ebedi şerefler veren, nâsiyelerinden fazilet ve kudsiyet ziyâları lemeân edip duran pek celâdetli bir diyâ­net ketibesinin ne kadar büyük heyecanlar içinde bir mâbâ’di ilâhinin ziyaretine koşup gittiği ve mâbûdi kadimin atebe-i azametine ne kadar büyük bir ubûdiyet şevkiyle kapandığı nazarı ihtibâhe çarpıyor.

    >