Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Güzergah Arayışı

    Yayınevi : Gülnar Yayınları
    ISBN :9786056998188
    Sayfa Sayısı :222
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    140,00 ₺
    112,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    ... Hukukçunun her söylediği, gerçeği ifade etmeyeceği gibi hukuki dile büründürülmüş her şey de gerçek olmayabilir. Öte yandan, dil ve kültürün sağladığı "anlam" da belli koşulların varlığına indirgenemez. İşte, "gerçek", "simge", "anlam", "işlev", "çatışma", "geçerlilik", "meşruiyet" ve "bilgi" kavramları önemli öğeler olarak çağdaş hukuk ve toplum teorisinde yerini almalıdır. Bu doğrultuda yoğunlaşacak felsefi ve/ya sosyolojik çalışmaların Türk hukuk kültürüne/hukuk bilincine ve standart hukuk resmine kazanımları da tahminlerin ötesinde olacaktır.

    Hukuk teorisi, kavramlar ve soyutlamalarla dile getirilmekte, gerekçelendirilmekte ve somutlaştırılmakta ise de kurallardan biri ihlal edildiğinde cezalandırılan ve cezaevine konulanın bir kavram değil, bir insan olduğu unutulmamalıdır. İnsanı devre dışı bırakıp, hukuku cansız nesneler toplamına dönüştüremeyiz. Bir kavram ne denli yüceltilirse yüceltilsin, anlamı, kavramın tikel/ toplumsal varlıkların deneyimlerine ilişkin sonuçları gözlenerek irdelenmeli ve hukuk bilgisinin, uğruna hukuk yaratılan kişiler/toplum göz ardı edildiğinde, çok az şey ifade edeceği bilinmeli; hukukun insani boyutu olduğu kadar toplumsal bir olgu
    olduğu unutulmamalıdır. İşte hukuk düşüncesinin ana teması, bireysel/kolektif seçim haklarını ve bu haklardan etkin bir şekilde yararlanmayı sağlamaya yönelik kurallarla birlikte özgür, siyasi ve ekonomik bir düzeni biçimlendirmektir. Hukukta hiç olmazsa potansiyel olarak değerli bir şeyin varlığına tanık olmaktayız. Temiz hava temizdir gibisinden iyi hukuk da iyidir. Kuşkusuz, etkili hukuk sistemi ile halka sunulan sosyal olanaklar yelpazesi olabildiğince artacağından/arttığında, bu durum kendiliğinden bir iyilik oluşturacaktır. Bazı düşünürler, hukukun (hiç olmazsa bir kısmının) muhtevaya dayalı olarak
    itaat için ekseriya ahlaki bir yükümlülük olduğunu da söyleyeceklerdir. Hukuk hakkında "iyi" söylenecek nesnenin, üyelerinin otonomluğuna saygı içinde kişilerin tümünün eşit olarak görülmesi şeklinde sosyal yaşamın düzenlenmesidir. Bu açıdan, belli bir ülkedeki hukuk muhtevası düzenlemesinde hukukun üstünlüğü ideali göz önünde bulundurulmalıdır. İşte bu ideale erişim yolunda elinizdeki denemeler mimarı Ali Rıza Malkoç’u içtenlikle kutlar ve yeni girişimlere yelken açarak demokratik vatandaş olarak görev ve işlevini yerine getirmekte örnek kimliğini devam ettirmesini kendisinden beklerim.

    ... Hukukçunun her söylediği, gerçeği ifade etmeyeceği gibi hukuki dile büründürülmüş her şey de gerçek olmayabilir. Öte yandan, dil ve kültürün sağladığı "anlam" da belli koşulların varlığına indirgenemez. İşte, "gerçek", "simge", "anlam", "işlev", "çatışma", "geçerlilik", "meşruiyet" ve "bilgi" kavramları önemli öğeler olarak çağdaş hukuk ve toplum teorisinde yerini almalıdır. Bu doğrultuda yoğunlaşacak felsefi ve/ya sosyolojik çalışmaların Türk hukuk kültürüne/hukuk bilincine ve standart hukuk resmine kazanımları da tahminlerin ötesinde olacaktır.

    Hukuk teorisi, kavramlar ve soyutlamalarla dile getirilmekte, gerekçelendirilmekte ve somutlaştırılmakta ise de kurallardan biri ihlal edildiğinde cezalandırılan ve cezaevine konulanın bir kavram değil, bir insan olduğu unutulmamalıdır. İnsanı devre dışı bırakıp, hukuku cansız nesneler toplamına dönüştüremeyiz. Bir kavram ne denli yüceltilirse yüceltilsin, anlamı, kavramın tikel/ toplumsal varlıkların deneyimlerine ilişkin sonuçları gözlenerek irdelenmeli ve hukuk bilgisinin, uğruna hukuk yaratılan kişiler/toplum göz ardı edildiğinde, çok az şey ifade edeceği bilinmeli; hukukun insani boyutu olduğu kadar toplumsal bir olgu
    olduğu unutulmamalıdır. İşte hukuk düşüncesinin ana teması, bireysel/kolektif seçim haklarını ve bu haklardan etkin bir şekilde yararlanmayı sağlamaya yönelik kurallarla birlikte özgür, siyasi ve ekonomik bir düzeni biçimlendirmektir. Hukukta hiç olmazsa potansiyel olarak değerli bir şeyin varlığına tanık olmaktayız. Temiz hava temizdir gibisinden iyi hukuk da iyidir. Kuşkusuz, etkili hukuk sistemi ile halka sunulan sosyal olanaklar yelpazesi olabildiğince artacağından/arttığında, bu durum kendiliğinden bir iyilik oluşturacaktır. Bazı düşünürler, hukukun (hiç olmazsa bir kısmının) muhtevaya dayalı olarak
    itaat için ekseriya ahlaki bir yükümlülük olduğunu da söyleyeceklerdir. Hukuk hakkında "iyi" söylenecek nesnenin, üyelerinin otonomluğuna saygı içinde kişilerin tümünün eşit olarak görülmesi şeklinde sosyal yaşamın düzenlenmesidir. Bu açıdan, belli bir ülkedeki hukuk muhtevası düzenlemesinde hukukun üstünlüğü ideali göz önünde bulundurulmalıdır. İşte bu ideale erişim yolunda elinizdeki denemeler mimarı Ali Rıza Malkoç’u içtenlikle kutlar ve yeni girişimlere yelken açarak demokratik vatandaş olarak görev ve işlevini yerine getirmekte örnek kimliğini devam ettirmesini kendisinden beklerim.

    >