Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Kalbimizdeki Ayak İzleri

    Yayınevi : Gece Kitaplığı
    Yazar : Hatice Kösecik
    ISBN :9786257938792
    Sayfa Sayısı :210
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    240,00 ₺
    168,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Doktor Hanım eşimin sonuçları ne zaman çıkar?”

    Tıp fakültesini bitirmeye ramak kalmış, zor bir nöbet sonrası fizik tedavi polikliniğindeydim bu sesi duyduğumda. Soruyu soranın kim olduğunu anlamamıştım önce, nöbet ertesi olduğumdan mı yoksa soran kişiyi ilk bakışta göremediğimden mi bilmiyorum. Ayağa kalkıp sesin geldiği tarafa doğru yöneldim. Odanın girişinde, kapının dibinde karşılaştım onunla. Ellerine giydiği ayakkabılara dayanarak biraz yukarı kaldırmaya gayret ediyordu kendisini ki onu fark edeyim. Ellili yaşlarda, şakaklarına kır düşmüş, eski gri şapkası, mütebessim ifadesiyle yerden bana bakıyordu muhatabım. Uykusuzluktan kapanmaya direnen gözlerim yanıltıyor sandım önce, gözlerimi ovuşturup yeniden baktım adama. Belinden aşağısının tutmadığını anladığım bu kişinin, ayrıca dizden aşağısı da yoktu. Tam da “Oturabiliyor mu acaba?” diye düşünürken, yorulmuş olacak ki bir gayret oturdu. Olmayan organlarıyla beraber bacaklarını altına aldı. Ve gülümseyerek yeniden sordu.

    “Sabah geldiğimizde siz yoktunuz, arkadaşınız muayene edip, kanımızı aldı. Yani eşimin kanını, sonuçları ve de durumunu merak ettim.”

    “Doktor Hanım eşimin sonuçları ne zaman çıkar?”

    Tıp fakültesini bitirmeye ramak kalmış, zor bir nöbet sonrası fizik tedavi polikliniğindeydim bu sesi duyduğumda. Soruyu soranın kim olduğunu anlamamıştım önce, nöbet ertesi olduğumdan mı yoksa soran kişiyi ilk bakışta göremediğimden mi bilmiyorum. Ayağa kalkıp sesin geldiği tarafa doğru yöneldim. Odanın girişinde, kapının dibinde karşılaştım onunla. Ellerine giydiği ayakkabılara dayanarak biraz yukarı kaldırmaya gayret ediyordu kendisini ki onu fark edeyim. Ellili yaşlarda, şakaklarına kır düşmüş, eski gri şapkası, mütebessim ifadesiyle yerden bana bakıyordu muhatabım. Uykusuzluktan kapanmaya direnen gözlerim yanıltıyor sandım önce, gözlerimi ovuşturup yeniden baktım adama. Belinden aşağısının tutmadığını anladığım bu kişinin, ayrıca dizden aşağısı da yoktu. Tam da “Oturabiliyor mu acaba?” diye düşünürken, yorulmuş olacak ki bir gayret oturdu. Olmayan organlarıyla beraber bacaklarını altına aldı. Ve gülümseyerek yeniden sordu.

    “Sabah geldiğimizde siz yoktunuz, arkadaşınız muayene edip, kanımızı aldı. Yani eşimin kanını, sonuçları ve de durumunu merak ettim.”

    >