Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Kutanlı Gülistan

    Yayınevi : Beyan Yayınları
    Yazar : Hamza Çelenk
    ISBN :9786257188227
    Sayfa Sayısı :112
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    210,00 ₺
    168,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Gelenek ile modernin, dağ ile ovanın, kırsal ile şehrin, sevda ile kavganın iç içe geçtiği bu toprakların hikâyesidir.

    Kutan; dağların ortasında kalan, sert tabiat şartlarından dolayı uzaklaşılmak istenen, fakat uzaklaşıldıkça bir sızı olarak büyüyen bir masal diyarıydı. Burada; dağdan ovaya, kırsaldan şehre eksik olmayan göç kervanları ve bu kervanlarla yola çıkan gelenek, civanmertlik, kavga ve inat olur.

    Bu kavga, kimi zaman Gülistan’ın dilinde “insanın kendi kaderinin kendi çabasına bağlı kılındığına” inanan ve uğruna yedi can verilen bir sevdaya; kimi zaman kıtlık dönemlerinde bile kapanmayan mert insanların misafirhanelerine dönüşür.

    Hikâye, bazen dağa yaslanan eşkıyaya, bazen katırıyla ovaya yol alan bir oduncuya, bazen bineğinin heybesinde şehre ayran taşıyan bir çocuğa, bazen sulara gömülen hüznünü şehre taşıyan bir çobana dönüşse de aslında göze çarpan; edebiyat ile sosyolojinin ahengidir. Bu ahenge dağ, nehir, ağaç, şehir, kitap, sevda, toprak sadece yol arkadaşlığı eder.

    Gelenek ile modernin, dağ ile ovanın, kırsal ile şehrin, sevda ile kavganın iç içe geçtiği bu toprakların hikâyesidir.

    Kutan; dağların ortasında kalan, sert tabiat şartlarından dolayı uzaklaşılmak istenen, fakat uzaklaşıldıkça bir sızı olarak büyüyen bir masal diyarıydı. Burada; dağdan ovaya, kırsaldan şehre eksik olmayan göç kervanları ve bu kervanlarla yola çıkan gelenek, civanmertlik, kavga ve inat olur.

    Bu kavga, kimi zaman Gülistan’ın dilinde “insanın kendi kaderinin kendi çabasına bağlı kılındığına” inanan ve uğruna yedi can verilen bir sevdaya; kimi zaman kıtlık dönemlerinde bile kapanmayan mert insanların misafirhanelerine dönüşür.

    Hikâye, bazen dağa yaslanan eşkıyaya, bazen katırıyla ovaya yol alan bir oduncuya, bazen bineğinin heybesinde şehre ayran taşıyan bir çocuğa, bazen sulara gömülen hüznünü şehre taşıyan bir çobana dönüşse de aslında göze çarpan; edebiyat ile sosyolojinin ahengidir. Bu ahenge dağ, nehir, ağaç, şehir, kitap, sevda, toprak sadece yol arkadaşlığı eder.

    >