Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mülkiyet Hakkı Yönünden Devletin Pozitif Yükümlülükleri

    Yayınevi : Adalet Yayınevi
    ISBN :9786053007944
    Sayfa Sayısı :202
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16x23.5 cm
    Basım Yılı :2020
    350,00 ₺
    315,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Doğası gereği devamlı genişleme ve egemenliğini kuvvetlendirme eğilimi olan devlet aygıtının sınırlandırılmasında insan hakları öğretisi her zaman akla gelen bir araç olarak düşünülmüş özellikle son yüzyılda uluslararası denetim mekanizmalarının artan etkisi ile pratik sonuçlar da doğurmuştur. İnsan hakları öğretisi zamanla devlet aygıtının sınırlandırılmasına hizmet eden meşruiyeti en güçlü araç haline gelmiş, devlet aygıtı üzerine öngördüğü yükümlülükler ile onu kullanan otoritenin meşruiyetinin sorgulanabilmesinin yollarından bir diğerini ortaya çıkarmıştır. Sakınılması, uzak durulması gereken bir alan yaratarak devletin sınırlanmasına hizmet eden bu öğreti bugün gelinen noktada “pozitif yükümlülükler” doktrini ile etkinliğini artırmış, devlete insan haklarını koruma ve bu yönde aktif bir tutum takınma yükümlülüğünü de yüklemiştir.

    Benim için 2012 yılında başlayan insan hakları alanında çalışmaya yönelik yolculuğun Anayasa Mahkemesi raportörü olarak atanmadan önceki son yükümlülüğünü temsil eden bu çalışma, bu yolculuk sırasında uzun dönem üzerinde çalıştığım mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülükleri incelemesinden dolayı hoşça bir denk geliş de ortaya çıkarmıştır aslında. Bununla birlikte belli bir yükümlülüğün sonucu olarak önceden öngörülmüş bir zaman dilimi içinde hazırlanmış bu çalışmanın basılı bir esere dönüşmesi ancak kolektif bir çaba ile mümkün olmuştur.

    Doğası gereği devamlı genişleme ve egemenliğini kuvvetlendirme eğilimi olan devlet aygıtının sınırlandırılmasında insan hakları öğretisi her zaman akla gelen bir araç olarak düşünülmüş özellikle son yüzyılda uluslararası denetim mekanizmalarının artan etkisi ile pratik sonuçlar da doğurmuştur. İnsan hakları öğretisi zamanla devlet aygıtının sınırlandırılmasına hizmet eden meşruiyeti en güçlü araç haline gelmiş, devlet aygıtı üzerine öngördüğü yükümlülükler ile onu kullanan otoritenin meşruiyetinin sorgulanabilmesinin yollarından bir diğerini ortaya çıkarmıştır. Sakınılması, uzak durulması gereken bir alan yaratarak devletin sınırlanmasına hizmet eden bu öğreti bugün gelinen noktada “pozitif yükümlülükler” doktrini ile etkinliğini artırmış, devlete insan haklarını koruma ve bu yönde aktif bir tutum takınma yükümlülüğünü de yüklemiştir.

    Benim için 2012 yılında başlayan insan hakları alanında çalışmaya yönelik yolculuğun Anayasa Mahkemesi raportörü olarak atanmadan önceki son yükümlülüğünü temsil eden bu çalışma, bu yolculuk sırasında uzun dönem üzerinde çalıştığım mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülükleri incelemesinden dolayı hoşça bir denk geliş de ortaya çıkarmıştır aslında. Bununla birlikte belli bir yükümlülüğün sonucu olarak önceden öngörülmüş bir zaman dilimi içinde hazırlanmış bu çalışmanın basılı bir esere dönüşmesi ancak kolektif bir çaba ile mümkün olmuştur.

    >