Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mavi Turna

    Yayınevi : Kapı Yayınları
    Yazar : Hakan Kağan
    ISBN :9789752448186
    Sayfa Sayısı :190
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2017
    225,00 ₺
    180,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Çocukluğumun kış gecelerinde, cam kenarında oturup hayaller kurar, kardan tepecikler altında ıpıssız sarıçam ormanını izlerdim. Baharla birlikte turnaların göçü başlardı. 

    Elinde kırmızı yazmayla turnaların ardınca koşan o kızın hikâyesi, o günlerde düştü gönlüme. Kimseye anlatmaya cesaret edemedim. Benden başka onu tanıyan da yoktu zaten… 

    Tam otuz yıl gönlümde, elinde kırmızı yazmasıyla, turnaların ardınca koştu o kız. İstedim ki, başka gönüllerde de, kırmızı yazması elinde, turnaların ardınca koşsun...    

    Umut deden tacir ne çok avutmuştu onu; sevda denen yılkı, ne çok yüreğini çiğneyip geçmişti; hayal denen o kocakarı ne avuntular sunmuştu ona. Lilipar sessiz, kıpırtısız, başı sağ dizinde, geçmiş günlerin malihülyaları içindeydi. 

    O şimdi, buz gibi yağmur tanelerin çoğalttığı su kıyısında, başka bir zamanın, zamansızlığın koynundaydı. 

     

    Çocukluğumun kış gecelerinde, cam kenarında oturup hayaller kurar, kardan tepecikler altında ıpıssız sarıçam ormanını izlerdim. Baharla birlikte turnaların göçü başlardı. 

    Elinde kırmızı yazmayla turnaların ardınca koşan o kızın hikâyesi, o günlerde düştü gönlüme. Kimseye anlatmaya cesaret edemedim. Benden başka onu tanıyan da yoktu zaten… 

    Tam otuz yıl gönlümde, elinde kırmızı yazmasıyla, turnaların ardınca koştu o kız. İstedim ki, başka gönüllerde de, kırmızı yazması elinde, turnaların ardınca koşsun...    

    Umut deden tacir ne çok avutmuştu onu; sevda denen yılkı, ne çok yüreğini çiğneyip geçmişti; hayal denen o kocakarı ne avuntular sunmuştu ona. Lilipar sessiz, kıpırtısız, başı sağ dizinde, geçmiş günlerin malihülyaları içindeydi. 

    O şimdi, buz gibi yağmur tanelerin çoğalttığı su kıyısında, başka bir zamanın, zamansızlığın koynundaydı. 

     

    >