Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Milena’ya Mektuplar

    Yayınevi : Kafka Yayınevi
    Yazar : Franz Kafka
    ISBN :9786054820344
    Sayfa Sayısı :318
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :14x21.8 cm
    Basım Yılı :2017
    395,00 ₺
    296,25 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Seni seviyorum işte, kaz kafalı, tıpkı bir denizin tabanındaki minicik bir çakıl taşını sevmesi, onu sarıp sarmalaması gibi.”

    Almanca yazan Franz Kafka’nın, eserlerini Çekçeye çevirecek olan Milena Jesenská’yla “iş ve çeviri” için mektuplaşmaları bir süre sonra tutkulu bir aşk ilişkisinin vasıtası olur. Sevgili Bayan Milena diye başlayıp “siz” diliyle yazılan mektuplar, bir süre sonra artık “Sevgili Milena” diye başlar ve Milena da “sen” diye hitap edilen bir sevgiliye dönüşür.

    Ancak bu mektuplarda sadece gizli bir aşk ilişkisinin yankısı, kavuşma umutlarının, bir araya gelme planlarının heyecanlı sesi duyulmaz, belki bir o kadar, hatta belki ondan da fazla olarak, Franz Kafka’nın ruh hali, kırılganlığı, korkuları, bir Çek şehrinde Almanca konuşan bir Yahudi olmaya dair deneyimleri, o zamana kadar yazdığı eserler üzerine görüşleri, çalıştığı İşçi Kaza Sigortası Kurumu’ndaki büro yaşamının boğuculuğu, en sonunda hayatına da mal olacak olan akciğer hastalığı ve öksürükleri, sanatoryum deneyimleri, eski Avrupa romanlarından aşina olduğumuz “sağlık gezileri” gibi çok zengin bir çoksesliliğin notaları da işitilir.

    Milena’ya Mektuplar, denebilir ki, Kafka’nın karmaşık kişiliğine ve eserlerinin çekirdeğine giden yolların en mahremi ve ister istemez en fazla şefkat uyandıranıdır.

    “Milena’ya Mektuplar’da Kafka’nın sesi, kurmaca eserlerine kıyasla çok daha mahrem, saf ve acı dolu.”

    - Jan Kott

    “Seni seviyorum işte, kaz kafalı, tıpkı bir denizin tabanındaki minicik bir çakıl taşını sevmesi, onu sarıp sarmalaması gibi.”

    Almanca yazan Franz Kafka’nın, eserlerini Çekçeye çevirecek olan Milena Jesenská’yla “iş ve çeviri” için mektuplaşmaları bir süre sonra tutkulu bir aşk ilişkisinin vasıtası olur. Sevgili Bayan Milena diye başlayıp “siz” diliyle yazılan mektuplar, bir süre sonra artık “Sevgili Milena” diye başlar ve Milena da “sen” diye hitap edilen bir sevgiliye dönüşür.

    Ancak bu mektuplarda sadece gizli bir aşk ilişkisinin yankısı, kavuşma umutlarının, bir araya gelme planlarının heyecanlı sesi duyulmaz, belki bir o kadar, hatta belki ondan da fazla olarak, Franz Kafka’nın ruh hali, kırılganlığı, korkuları, bir Çek şehrinde Almanca konuşan bir Yahudi olmaya dair deneyimleri, o zamana kadar yazdığı eserler üzerine görüşleri, çalıştığı İşçi Kaza Sigortası Kurumu’ndaki büro yaşamının boğuculuğu, en sonunda hayatına da mal olacak olan akciğer hastalığı ve öksürükleri, sanatoryum deneyimleri, eski Avrupa romanlarından aşina olduğumuz “sağlık gezileri” gibi çok zengin bir çoksesliliğin notaları da işitilir.

    Milena’ya Mektuplar, denebilir ki, Kafka’nın karmaşık kişiliğine ve eserlerinin çekirdeğine giden yolların en mahremi ve ister istemez en fazla şefkat uyandıranıdır.

    “Milena’ya Mektuplar’da Kafka’nın sesi, kurmaca eserlerine kıyasla çok daha mahrem, saf ve acı dolu.”

    - Jan Kott

    >