Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Nahiye-i Milas Mezra'a-i Kotanı'nın Yaman İnsanları

    Yayınevi : Gece Kitaplığı
    Yazar : Nevzat Öztürk
    ISBN :9786257858298
    Sayfa Sayısı :333
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    377,00 ₺
    263,90 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Derinçay (Kotanı) Köyü, insana sunduğu özgür doğasıyla ideal yaşam alanına sahiptir. Doğa ve doğanın bize sunduğu yeşil örtü içinde değişik ağaç türleri, bu ortamda barınan kuşlar ve değişik hayvan türleri, dere ve vadi boyunca uzanan eşsiz manzaranın, yükseldikçe düz çimlerin kapladığı yaylaların insanda bıraktığı duygular eşsizdir.

    Giderek kültürümüzden, geçmişimizden kopuyoruz. Unuttuğumuz ve kaybettiğimiz kültür unsurları içinde belki bin yıldır yaşata geldiklerimiz de vardır. Bunların unutulmalarına gönlü razı olmayan yazar, Türkiye’de yaşanan hızlı sosyal değişim sonrası boşalan, terkedilen köylerin, unutulmaya yüz tutmuş öz kültürümüzün bir bakıma hikâyesini yazmıştır. Aslında bu, eli kalem tutan herkesin görevidir.

    Kendi kimliğimizle ayakta durabilmek için, kültürel zenginliklerimizin gelecek nesillere aktarımı son derece önemlidir. Çünkü yöresel kültür; yaşantılar, geçmişten geleceğe köprü oluşturarak varlığımızı devam ettirmemizde ana etkendir.

    Eser, bizi, bizim kültürümüzü en yalın hali ile ele almıştır. Dünü anlayabilmek, geleceğe umutla bakabilmek için, kültürel kökenlerimize, ögelere yer verilmiştir. Geliştirilmeye açık olup yeni çalışmaların öncüsüdür.

    Derinçay (Kotanı) Köyü, insana sunduğu özgür doğasıyla ideal yaşam alanına sahiptir. Doğa ve doğanın bize sunduğu yeşil örtü içinde değişik ağaç türleri, bu ortamda barınan kuşlar ve değişik hayvan türleri, dere ve vadi boyunca uzanan eşsiz manzaranın, yükseldikçe düz çimlerin kapladığı yaylaların insanda bıraktığı duygular eşsizdir.

    Giderek kültürümüzden, geçmişimizden kopuyoruz. Unuttuğumuz ve kaybettiğimiz kültür unsurları içinde belki bin yıldır yaşata geldiklerimiz de vardır. Bunların unutulmalarına gönlü razı olmayan yazar, Türkiye’de yaşanan hızlı sosyal değişim sonrası boşalan, terkedilen köylerin, unutulmaya yüz tutmuş öz kültürümüzün bir bakıma hikâyesini yazmıştır. Aslında bu, eli kalem tutan herkesin görevidir.

    Kendi kimliğimizle ayakta durabilmek için, kültürel zenginliklerimizin gelecek nesillere aktarımı son derece önemlidir. Çünkü yöresel kültür; yaşantılar, geçmişten geleceğe köprü oluşturarak varlığımızı devam ettirmemizde ana etkendir.

    Eser, bizi, bizim kültürümüzü en yalın hali ile ele almıştır. Dünü anlayabilmek, geleceğe umutla bakabilmek için, kültürel kökenlerimize, ögelere yer verilmiştir. Geliştirilmeye açık olup yeni çalışmaların öncüsüdür.

    >