Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    On Binlerce Kağnı

    Yazar : Fakir Baykurt
    ISBN :9789750406751
    Sayfa Sayısı :219
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21.5 cm
    Basım Yılı :2015
    290,00 ₺
    261,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.

    İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:

    “Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.

    Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgar esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlar’daki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un kuzulukta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.

    Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pıksırıktan herkes anlamaz ki!...”

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz

    Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.

    İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:

    “Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.

    Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgar esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlar’daki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un kuzulukta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.

    Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pıksırıktan herkes anlamaz ki!...”

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz
    >