Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Osmanlı’dan Günümüze Bilgi Üretiminin Öyküsü

    Yayınevi : Karina Yayınevi
    ISBN :9786257025362
    Sayfa Sayısı :496
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    400,00 ₺
    320,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Osmanlı Devleti’nin en okumuş sınıfını ilmiye oluşturuyordu. Ne acı ki ilmiye, bilimsel bilgi yerine sadece dini bilgi ile bilgilenmeyi inatla ve ısrarla sürdürmüş; yani bilgiyi dini bilgi ile sınırlandırmıştı.

    Çünkü kendilerini Peygamber bilgisinin manevi mirasçıları olarak konumlandırmışlardı. Hatta, “Devlet dinin astıdır.” diye bir fetva uydurarak devlet yönetimi üzerinde aşılmaz bir engel oluşturmuşlardı. Öyle ki, altı yüz yıllık süre içerisinde adını bilim tarihine yazdırabilmiş bir filozofun bu topraklarda yetişmesine olanak bırakılmamıştır.

    Böyle olunca da Osmanlı Devleti’nin bilgi üretimi yoluyla tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçişine engel olundu. Ve nihayet koca bir imparatorluğun altı yüz yılı ziyan edildi.

    Ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir lüksü, bilime sarılmaktan başka çaresi yoktur.

    Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk: “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getiren uluslar; önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” diyor.

    Osmanlı Devleti’nin en okumuş sınıfını ilmiye oluşturuyordu. Ne acı ki ilmiye, bilimsel bilgi yerine sadece dini bilgi ile bilgilenmeyi inatla ve ısrarla sürdürmüş; yani bilgiyi dini bilgi ile sınırlandırmıştı.

    Çünkü kendilerini Peygamber bilgisinin manevi mirasçıları olarak konumlandırmışlardı. Hatta, “Devlet dinin astıdır.” diye bir fetva uydurarak devlet yönetimi üzerinde aşılmaz bir engel oluşturmuşlardı. Öyle ki, altı yüz yıllık süre içerisinde adını bilim tarihine yazdırabilmiş bir filozofun bu topraklarda yetişmesine olanak bırakılmamıştır.

    Böyle olunca da Osmanlı Devleti’nin bilgi üretimi yoluyla tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçişine engel olundu. Ve nihayet koca bir imparatorluğun altı yüz yılı ziyan edildi.

    Ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir lüksü, bilime sarılmaktan başka çaresi yoktur.

    Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk: “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getiren uluslar; önce onurlarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” diyor.

    >