Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Prof. Dr. Erol Manisalı ile Nehir Söyleşi

    Yayınevi : Der Yayınları
    Yazar : Burak Atamtürk
    ISBN :9789753535533
    Sayfa Sayısı :118
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2019
    300,00 ₺
    285,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Erol Hoca’yla bu söyleşi kitabı, son 30 yılına tanıklık ettiğim bir düşün insanının, entellektüel serüveninde, başlangıçtan bugüne katettiği  yolları izleyip, kayda geçmesini arzulamamdan oluştu. Erol Hocayla tanışmam, hocanın İktisat Fakültesi 1. Sınıfta İktisada Giriş dersimize girmesiyle oldu. Daha sonra Gülten Kazgan ve Erol Manisalı’nın asistanı olarak akademiyaya girdim. Bizim kürsünün, o zamanlar hoş bir geleneği vardı. Erol hoca ve Gülten Hoca’nın ders çıkışlarında odalarında her hafta toplanılır, siyasetten, ekonomiye, tez konularımıza kadar sohbetler yapılırdı. Bu söyleşilerin güzel tarafı, biz yeni yetişen akademisyenlere farklı bakış açılarını ve kavramlar üzerinden bir düşünme terbiyesini kazandırmasıydı. Bunun değerini bugün daha iyi anlıyorum. Erol Hoca daha sonra emekli oldu. Görüşmelerimizi, kürsüyü davet ettiği evindeki yemeklerde sürdürdük. Son yıllarda Erol Hocayı yaz aylarında Bodrum’daki evinde de ziyaret eder olmuştum. Hocanın, gazete yazılarında da bahsettiği zeytin ağacının altında hocayla yayınlanmak üzere bir söyleşi yapmak istediğimi kendisine söylediğimde, “bunu son 30 yılı birlikte geçirdiğim sen yaparsın zaten” diyerek sağ olsun kabul etti. Söyleşiler, Bodrum’da hocanın bahçesindeki bir zeytin ağacı altında başlayıp, İstanbul’daki evinde son buldu. Bir atasözü “Öğretmen ve ağaç, ürünlerinden belli olur” der. Bir zeytin ağacı altında bir hocayla söyleşiye ne kadar da uygun düşüyor değil mi?...

    Erol Hoca’yla bu söyleşi kitabı, son 30 yılına tanıklık ettiğim bir düşün insanının, entellektüel serüveninde, başlangıçtan bugüne katettiği  yolları izleyip, kayda geçmesini arzulamamdan oluştu. Erol Hocayla tanışmam, hocanın İktisat Fakültesi 1. Sınıfta İktisada Giriş dersimize girmesiyle oldu. Daha sonra Gülten Kazgan ve Erol Manisalı’nın asistanı olarak akademiyaya girdim. Bizim kürsünün, o zamanlar hoş bir geleneği vardı. Erol hoca ve Gülten Hoca’nın ders çıkışlarında odalarında her hafta toplanılır, siyasetten, ekonomiye, tez konularımıza kadar sohbetler yapılırdı. Bu söyleşilerin güzel tarafı, biz yeni yetişen akademisyenlere farklı bakış açılarını ve kavramlar üzerinden bir düşünme terbiyesini kazandırmasıydı. Bunun değerini bugün daha iyi anlıyorum. Erol Hoca daha sonra emekli oldu. Görüşmelerimizi, kürsüyü davet ettiği evindeki yemeklerde sürdürdük. Son yıllarda Erol Hocayı yaz aylarında Bodrum’daki evinde de ziyaret eder olmuştum. Hocanın, gazete yazılarında da bahsettiği zeytin ağacının altında hocayla yayınlanmak üzere bir söyleşi yapmak istediğimi kendisine söylediğimde, “bunu son 30 yılı birlikte geçirdiğim sen yaparsın zaten” diyerek sağ olsun kabul etti. Söyleşiler, Bodrum’da hocanın bahçesindeki bir zeytin ağacı altında başlayıp, İstanbul’daki evinde son buldu. Bir atasözü “Öğretmen ve ağaç, ürünlerinden belli olur” der. Bir zeytin ağacı altında bir hocayla söyleşiye ne kadar da uygun düşüyor değil mi?...

    >