Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Risaleler

    Yayınevi : Litera Yayınları
    ISBN :9786052023365
    Sayfa Sayısı :168
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2019
    360,00 ₺
    288,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    İlk tasavvufî eserlerinin tedvin edilmeye başlandığı, kavramların kullanılıp yaygınlaştığı hicrî 3. yüzyıl mutasavvıflarından olan Ebu Said el-Harraz’ı (öl. 286/899) ve erken dönem tasavvufunun özelliklerini gözler önüne seren eserlerini siz değerli okuyucularımızla buluşturuyoruz. Burada Harraz’a ait tercümesini yaptığımız beş adet el yazması risale Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi’nde yer almaktadır. Hicrî 3. yüzyılda marifetin ve muhabbetin zühdün içine katıldığı yeni yapılanmalar tasavvufun temeline yerleşmiştir. Ebu Said el-Harraz’ı da bu geleneğin bir temsilcisidir. Harraz’ın tasavvufî temel kavram ve makamlara dair görüşlerini sunduğumuz eserlerinde bu hususu ayrıntılı olarak görmekteyiz. Eserlerde tüm kavram ve makamlara fena ve beka çerçevesinden bakıldığını; hepsinin, insanı fenaya, oradan da bekaya ulaştıran bir merhale olarak görülüp değerlendirildiğini anlamaktayız. Bekayı, insan-ı kamilin erişeceği son nokta olarak nitelendiren Harraz velâyetin ve marifetin de baki olduğunu söylemektedir. Bunun yanı sıra Harraz fena ve bekâyı bilcümle makam ve hallerin özü olarak görmektedir. Kurbiyet makamlarını kendine has bir sınıflandırma yaparak anlatan Harrâz, eserlerinde baştan sona fena ve beka anlayışını işlemektedir. Allah’a yakınlığın sonu olmadığını belirten Harraz, kurbiyetin ziyadeleşeceğini, ancak kulun varacağı son noktanın “bekâbillah” mertebesi olduğunu ve bu mertebede Allah’ın yerleştirdiği seçkin kullardan başkasının devamlı kalamayacağını belirtmektedir.

    İlk tasavvufî eserlerinin tedvin edilmeye başlandığı, kavramların kullanılıp yaygınlaştığı hicrî 3. yüzyıl mutasavvıflarından olan Ebu Said el-Harraz’ı (öl. 286/899) ve erken dönem tasavvufunun özelliklerini gözler önüne seren eserlerini siz değerli okuyucularımızla buluşturuyoruz. Burada Harraz’a ait tercümesini yaptığımız beş adet el yazması risale Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi’nde yer almaktadır. Hicrî 3. yüzyılda marifetin ve muhabbetin zühdün içine katıldığı yeni yapılanmalar tasavvufun temeline yerleşmiştir. Ebu Said el-Harraz’ı da bu geleneğin bir temsilcisidir. Harraz’ın tasavvufî temel kavram ve makamlara dair görüşlerini sunduğumuz eserlerinde bu hususu ayrıntılı olarak görmekteyiz. Eserlerde tüm kavram ve makamlara fena ve beka çerçevesinden bakıldığını; hepsinin, insanı fenaya, oradan da bekaya ulaştıran bir merhale olarak görülüp değerlendirildiğini anlamaktayız. Bekayı, insan-ı kamilin erişeceği son nokta olarak nitelendiren Harraz velâyetin ve marifetin de baki olduğunu söylemektedir. Bunun yanı sıra Harraz fena ve bekâyı bilcümle makam ve hallerin özü olarak görmektedir. Kurbiyet makamlarını kendine has bir sınıflandırma yaparak anlatan Harrâz, eserlerinde baştan sona fena ve beka anlayışını işlemektedir. Allah’a yakınlığın sonu olmadığını belirten Harraz, kurbiyetin ziyadeleşeceğini, ancak kulun varacağı son noktanın “bekâbillah” mertebesi olduğunu ve bu mertebede Allah’ın yerleştirdiği seçkin kullardan başkasının devamlı kalamayacağını belirtmektedir.

    >