Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sılaya Giden Yol

    Yayınevi : Aras Yayıncılık
    ISBN :9786058283817
    Sayfa Sayısı :176
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :15x21 cm
    Basım Yılı :2019
    380,00 ₺
    342,00 ₺
    Ermeni Diasporasında Müzik

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Ermeniler 1915’te asırlardır yaşadıkları topraklardan koparıldıklarında artlarında yalnızca evlerini değil devasa bir kültürel mirası da bıraktılar. Bu mirasın en zengin kalemlerinden olan müzik, Osmanlı halkları için bir ortak üretim zeminiydi. Soykırımdan sağkalanlar ve onların torunları, fiziksel ve ideolojik sürgünlerinde, soykırımın faili olarak gördükleriyle tüm ortaklıkları reddederken, müzik de bu reddedişten nasibini aldı. Zamanla ortak şarkılar siyasi ve toplumsal baskılarla diaspora cemaatlerinin kamusal alanından silinse de, özelde bu müzik, Ermenilerin sıla hasretlerini dindirdiği güçlü bir araca dönüştü. Yeni Ermeni kimliği milliyetçi bir tahayyülle belirlenirken, insanlar “Şeker Oğlan”ı, “Ada Sahillerinde Bekliyorum”u, “Telgrafın Telleri”ni dinlemeye gizlice devam etti. Ermeni müziğinin ve kimliğinin sürekli yeniden çizilen sınırlarında gezinen Sylvia Angelique Alajaji, Osmanlı coğrafyasındaki Ermeni müzisyenlere ve soykırım sonrasında Amerika ve Lübnan’da gelişen diaspora cemaatlerine bakarak “Ermeni müziği nedir?” sorusunun yanıtını arıyor. New York’un Sekizinci Caddesi’nde icra edilen Anadolu müziği yerini zamanla, Lübnan’dan dünyaya yayılan milliyetçi temalara bırakırken, çeşitli Ermeni gruplarına ev sahipliği yapan Kaliforniya’daki en son müzik ve siyaset tartışmaları Ermeniliğe dair farklı algıları ortaya koyuyor. Alajaji, müziğin, sürgündeki toplulukların kimliğini oluşturan çokkatmanlı etkilerine dair eleştirel bir yaklaşımla, salt Ermeni müziğinin ne olduğu sorusunu yanıtlamıyor, Ermenilerin “kim” olduğu meselesini de irdeliyor.

    Ermeniler 1915’te asırlardır yaşadıkları topraklardan koparıldıklarında artlarında yalnızca evlerini değil devasa bir kültürel mirası da bıraktılar. Bu mirasın en zengin kalemlerinden olan müzik, Osmanlı halkları için bir ortak üretim zeminiydi. Soykırımdan sağkalanlar ve onların torunları, fiziksel ve ideolojik sürgünlerinde, soykırımın faili olarak gördükleriyle tüm ortaklıkları reddederken, müzik de bu reddedişten nasibini aldı. Zamanla ortak şarkılar siyasi ve toplumsal baskılarla diaspora cemaatlerinin kamusal alanından silinse de, özelde bu müzik, Ermenilerin sıla hasretlerini dindirdiği güçlü bir araca dönüştü. Yeni Ermeni kimliği milliyetçi bir tahayyülle belirlenirken, insanlar “Şeker Oğlan”ı, “Ada Sahillerinde Bekliyorum”u, “Telgrafın Telleri”ni dinlemeye gizlice devam etti. Ermeni müziğinin ve kimliğinin sürekli yeniden çizilen sınırlarında gezinen Sylvia Angelique Alajaji, Osmanlı coğrafyasındaki Ermeni müzisyenlere ve soykırım sonrasında Amerika ve Lübnan’da gelişen diaspora cemaatlerine bakarak “Ermeni müziği nedir?” sorusunun yanıtını arıyor. New York’un Sekizinci Caddesi’nde icra edilen Anadolu müziği yerini zamanla, Lübnan’dan dünyaya yayılan milliyetçi temalara bırakırken, çeşitli Ermeni gruplarına ev sahipliği yapan Kaliforniya’daki en son müzik ve siyaset tartışmaları Ermeniliğe dair farklı algıları ortaya koyuyor. Alajaji, müziğin, sürgündeki toplulukların kimliğini oluşturan çokkatmanlı etkilerine dair eleştirel bir yaklaşımla, salt Ermeni müziğinin ne olduğu sorusunu yanıtlamıyor, Ermenilerin “kim” olduğu meselesini de irdeliyor.

    >