Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sahipsiz Şeyler

    Yayınevi : Everest Yayınları
    Yazar : Gökhan Bakar
    ISBN :9786051855912
    Sayfa Sayısı :150
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2021
    150,00 ₺
    120,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Sahipsiz Şeyler’de olaylar, birbirlerinin tamamlayıcı ve yaralayıcı rolüyle ilerliyor. Kim ne kadar masum ve masumiyet kimi ne kadar ilgilendiriyor? 

    Kötülüğün ve cezanın örselenmiş karakterler üzerinden tartışıldığı öykülerde Gökhan Bakar, katmanlarını karanlık dehlizlere, herkesin gözü önüne inşa ediyor. Film şeridinin koptuğu yerdeyse kurbanlığı ve failliği üzerinden çıkarıp atanın kimliği meçhul. Yargılar bu kurguda anlatılmayanların, boşlukta bırakılanların altını çizerken sıfatları sahiplendirmenin, husumeti bir çırpıda yorumlamanın derdinde. 
    Suçluluğun yansıtma alanını şiddet basmakalıplarıyla bozan Sahipsiz Şeyler, iyi ile kötünün savaşına yeni bir çentik. 

    … Bunun ölümü tecrübe eden bir söz olduğunu şimdi biliyorum. O zaman karanlıkta düşündüklerim başkaydı. Yaz tatili, tiyatro gösterileri, konserler, sinemalar, katil kim oyunu… Unutamayacağım aşklar ve türlü sarhoşluklardı. Uyku yerine hatıralara uzanmak gibi sanırım. Gözüm arkada kalmadı diye büyükleneceksem şu saydıklarımla dolmalı o negatif. Son perdede son arzun değil, en sevdiklerin gösterilir. Öyle derler. Sandalyenin lime lime kolları, elimden düşürmediğim porselen bardak, Osman Hamdi’nin yapboz tablosu, onlarca not kâğıdı ve gri şapkalı lamba etrafında dönüyor dünya. Kalbim yavaşlıyor, klavyeyi ters çevirip masaya vurduğum anlardaki sesi duyuyorum: Tak tak! Tak tak!

    Sahipsiz Şeyler’de olaylar, birbirlerinin tamamlayıcı ve yaralayıcı rolüyle ilerliyor. Kim ne kadar masum ve masumiyet kimi ne kadar ilgilendiriyor? 

    Kötülüğün ve cezanın örselenmiş karakterler üzerinden tartışıldığı öykülerde Gökhan Bakar, katmanlarını karanlık dehlizlere, herkesin gözü önüne inşa ediyor. Film şeridinin koptuğu yerdeyse kurbanlığı ve failliği üzerinden çıkarıp atanın kimliği meçhul. Yargılar bu kurguda anlatılmayanların, boşlukta bırakılanların altını çizerken sıfatları sahiplendirmenin, husumeti bir çırpıda yorumlamanın derdinde. 
    Suçluluğun yansıtma alanını şiddet basmakalıplarıyla bozan Sahipsiz Şeyler, iyi ile kötünün savaşına yeni bir çentik. 

    … Bunun ölümü tecrübe eden bir söz olduğunu şimdi biliyorum. O zaman karanlıkta düşündüklerim başkaydı. Yaz tatili, tiyatro gösterileri, konserler, sinemalar, katil kim oyunu… Unutamayacağım aşklar ve türlü sarhoşluklardı. Uyku yerine hatıralara uzanmak gibi sanırım. Gözüm arkada kalmadı diye büyükleneceksem şu saydıklarımla dolmalı o negatif. Son perdede son arzun değil, en sevdiklerin gösterilir. Öyle derler. Sandalyenin lime lime kolları, elimden düşürmediğim porselen bardak, Osman Hamdi’nin yapboz tablosu, onlarca not kâğıdı ve gri şapkalı lamba etrafında dönüyor dünya. Kalbim yavaşlıyor, klavyeyi ters çevirip masaya vurduğum anlardaki sesi duyuyorum: Tak tak! Tak tak!

    >