Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sevgi Soysal ile Son Röportaj

    Yazar : Atilla Birkiye
    ISBN :9789750408120
    Sayfa Sayısı :150
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21.5 cm
    Basım Yılı :2020
    186,00 ₺
    167,40 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Sevgi Soysal ile Son Röportaj adlı son romanında Atilla Birkiye, roman ve hikayeleriyle modern klasikler arasına girmiş Sevgi Soysal’ın son günlerine ilişkin bir tanıklığı konu edinirken dönemin edebiyat ortamından da bir kesit veriyor. 

    Sevgi Soysal’ın yapıtlarına hayran olan genç bir yazar adayının geleceğe ilişkin tasarılarını, kırılganlıklarını, yazma–okuma ve edebiyat ortamında bulunma coşkusunu, daha sonraki bir zaman diliminde belleğin açılmasıyla okuyoruz.

    Yazar, nesnel gerçeklik ile kurmaca arasındaki sınırın belirsizliğinin altını çizerek, gerçek kişilere, gerçek olaylara da gönderme yapıyor. Dolayısıyla bir romanda “gerçek nerede bitiyor, kurmaca nerede başlıyor” sorusunu da gündeme getiriyor.

    “Gözlerinin içi gülüyordu. Konuştuklarımızın çoğunu hatırlıyorum, heyecanlıydım, başlangıçta telefondaki gibi saçma sapan sözler söyledim, aslında ona olan övgülerdi, gençlik coşkusu, tutkusuydu, çok da haksız sayılmazdım ya, yumuşak sesi ama sanki insanın kafasına vurmadan da öğreten sesi beni sakinleştirdi, çok kısa bir süre sonra kendimi evimde duyumsamaya başlamıştım, sanki yıllardır tanıdığım biriydi, yakınımdı, dostluğunu ve şevkatini esirgemeyen anaç bir büyüğümdü, kadındı ama, fotoğraflardakinden daha hoş ve güzeldi. Aslında baştan aşağıya güzeldi.”

    Sevgi Soysal ile Son Röportaj adlı son romanında Atilla Birkiye, roman ve hikayeleriyle modern klasikler arasına girmiş Sevgi Soysal’ın son günlerine ilişkin bir tanıklığı konu edinirken dönemin edebiyat ortamından da bir kesit veriyor. 

    Sevgi Soysal’ın yapıtlarına hayran olan genç bir yazar adayının geleceğe ilişkin tasarılarını, kırılganlıklarını, yazma–okuma ve edebiyat ortamında bulunma coşkusunu, daha sonraki bir zaman diliminde belleğin açılmasıyla okuyoruz.

    Yazar, nesnel gerçeklik ile kurmaca arasındaki sınırın belirsizliğinin altını çizerek, gerçek kişilere, gerçek olaylara da gönderme yapıyor. Dolayısıyla bir romanda “gerçek nerede bitiyor, kurmaca nerede başlıyor” sorusunu da gündeme getiriyor.

    “Gözlerinin içi gülüyordu. Konuştuklarımızın çoğunu hatırlıyorum, heyecanlıydım, başlangıçta telefondaki gibi saçma sapan sözler söyledim, aslında ona olan övgülerdi, gençlik coşkusu, tutkusuydu, çok da haksız sayılmazdım ya, yumuşak sesi ama sanki insanın kafasına vurmadan da öğreten sesi beni sakinleştirdi, çok kısa bir süre sonra kendimi evimde duyumsamaya başlamıştım, sanki yıllardır tanıdığım biriydi, yakınımdı, dostluğunu ve şevkatini esirgemeyen anaç bir büyüğümdü, kadındı ama, fotoğraflardakinden daha hoş ve güzeldi. Aslında baştan aşağıya güzeldi.”

    >