Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sofraya! - Düşünen Baykuş

    Yayınevi : Doruk Yayınları
    ISBN :9789755538051
    Sayfa Sayısı :64
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :12.50 X 20.00
    Basım Yılı :2020
    490,00 ₺
    392,00 ₺
    Yemek Üzerine Kısa Bir Felsefe

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Sofraya! - Düşünen Baykuş

    Yemek Üzerine Kısa Bir Felsefe

    Yaşam, ölüm, özgürlük, mutluluk, inanç... bunlar felsefenin önemli konuları. Peki yemek nasıl felsefenin konusu olabilir? Yaşamak için yemek gerekir, buna kuşku yok. Hayvandan farklı olarak insan yemeğini hazırlar, yiyeceklerini pişirir, yemek yapar. Yemek yemek evrensel ve ihtiyaç gereği bir olgudur ama sofra adabı her zaman kültüre özgüdür, her birinin farklıdır. Doğal ve hayvani yemek yeme ihtiyacını dizginleyerek insanlar yemeğe dair arzularını besleyebilir ve gerçek gurmeler olabilirler. Hiç durmadan yeni mutfak uygulamaları ya da alışkanlıkları icat etmekteler. Bize tuhaf, hatta yabancı görüneni, tabağımızda bile olsa, genelde reddetme eğilimindeyken bunu nasıl yorumlamalı?

    Geçmişin ziyafet sofraları, sofra sanatıyla sohbet keyfini bir araya getiriyor. Yemek bugün bizi hala sosyallik ve eğlence ruhuyla bir araya getirebiliyorsa bunun üzerine daha fazla düşünmeye, kendimizi daha iyi tanımaya da bir davet değil midir?

    Sofraya! - Düşünen Baykuş

    Yemek Üzerine Kısa Bir Felsefe

    Yaşam, ölüm, özgürlük, mutluluk, inanç... bunlar felsefenin önemli konuları. Peki yemek nasıl felsefenin konusu olabilir? Yaşamak için yemek gerekir, buna kuşku yok. Hayvandan farklı olarak insan yemeğini hazırlar, yiyeceklerini pişirir, yemek yapar. Yemek yemek evrensel ve ihtiyaç gereği bir olgudur ama sofra adabı her zaman kültüre özgüdür, her birinin farklıdır. Doğal ve hayvani yemek yeme ihtiyacını dizginleyerek insanlar yemeğe dair arzularını besleyebilir ve gerçek gurmeler olabilirler. Hiç durmadan yeni mutfak uygulamaları ya da alışkanlıkları icat etmekteler. Bize tuhaf, hatta yabancı görüneni, tabağımızda bile olsa, genelde reddetme eğilimindeyken bunu nasıl yorumlamalı?

    Geçmişin ziyafet sofraları, sofra sanatıyla sohbet keyfini bir araya getiriyor. Yemek bugün bizi hala sosyallik ve eğlence ruhuyla bir araya getirebiliyorsa bunun üzerine daha fazla düşünmeye, kendimizi daha iyi tanımaya da bir davet değil midir?

    >