Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Suda Yanan Ayetler

    Yayınevi : İbrişim Kitap
    ISBN :9786058303669
    Sayfa Sayısı :160
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2017
    350,00 ₺
    297,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Daha ilk günlerden top gülleleri ve taramalı tüfeklerle hiç acımdan çevreyi tarıyor, her tarafı kasıp kavuruyorlardı. Çocuklar çığlık çığlığa uykudan uyanıyordu gizlendikleri mağaralarda. Disiplinle örgütlenmiş, çağ teknolojisinin son ürünü silahlarına sahip, donanımlı bir ordu tarafından kuşatılmıştı Garzan Vadisi. Kuşatılmışlık içindeki her köy, dağın her kıvrımı yangın yeriydi. İnsanlığı utandıran bir ölüm çağıydı. Elleri, tarihin dipnotlarındaki ayetleri yok etmek için ateşi ve alevi olağanüstü bir şekilde yönetiyordu. Askerin silahından nisan yağmurları gibi kovanlar etrafa saçılıyor, vadideki sis, namluların ucundan çıkan dumanla birleşerek Beleki mıntıkası üzerinde kapkara bulutlar oluşturuyordu. Çeperleri kurt sürülerinin hücumuna açık, ağıllara kapatılmış koyun sürüleri gibi akıbetlerini bekliyorlardı.

    Bakmaya doyamadığı Teter’in gözlerine kilitlendi, o iri, kendinden sürmeli ela gözleri. Belki de kaybolduğu gözlerine son defa böylesine bakacaktı. Sadece Teter’in duyacağı Meryemî bir takvayla;

    “Ben hüznümü ve kederimi ancak Allah’a arz ederim.”

    Teter, ergenlikten yeni çıkan bir delikanlı gibi utanıp gözlerini yere indirirken, aynı ses tonuyla;
    Ben de sana olan sevgimi Allah’a arz ediyorum.” dedi.

    Reyşan bütün vakarlığıyla:

    “Tasalanma Teter! İnsanın yolu iki şeye, aşka ve ölüme muhakkak düşer…”

    Daha ilk günlerden top gülleleri ve taramalı tüfeklerle hiç acımdan çevreyi tarıyor, her tarafı kasıp kavuruyorlardı. Çocuklar çığlık çığlığa uykudan uyanıyordu gizlendikleri mağaralarda. Disiplinle örgütlenmiş, çağ teknolojisinin son ürünü silahlarına sahip, donanımlı bir ordu tarafından kuşatılmıştı Garzan Vadisi. Kuşatılmışlık içindeki her köy, dağın her kıvrımı yangın yeriydi. İnsanlığı utandıran bir ölüm çağıydı. Elleri, tarihin dipnotlarındaki ayetleri yok etmek için ateşi ve alevi olağanüstü bir şekilde yönetiyordu. Askerin silahından nisan yağmurları gibi kovanlar etrafa saçılıyor, vadideki sis, namluların ucundan çıkan dumanla birleşerek Beleki mıntıkası üzerinde kapkara bulutlar oluşturuyordu. Çeperleri kurt sürülerinin hücumuna açık, ağıllara kapatılmış koyun sürüleri gibi akıbetlerini bekliyorlardı.

    Bakmaya doyamadığı Teter’in gözlerine kilitlendi, o iri, kendinden sürmeli ela gözleri. Belki de kaybolduğu gözlerine son defa böylesine bakacaktı. Sadece Teter’in duyacağı Meryemî bir takvayla;

    “Ben hüznümü ve kederimi ancak Allah’a arz ederim.”

    Teter, ergenlikten yeni çıkan bir delikanlı gibi utanıp gözlerini yere indirirken, aynı ses tonuyla;
    Ben de sana olan sevgimi Allah’a arz ediyorum.” dedi.

    Reyşan bütün vakarlığıyla:

    “Tasalanma Teter! İnsanın yolu iki şeye, aşka ve ölüme muhakkak düşer…”

    >