Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Toplum Sözleşmesi

    Yayınevi : Litera Yayınları
    ISBN :9786052023341
    Sayfa Sayısı :176
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2018
    420,00 ₺
    336,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Hükümdara, ilahi olduğu düşünülen yetkilerini ne şekilde kullanırsa, kendisi için daha büyük bir menfaat elde edeceğini öğreten eserlerin dönemi bir süre önce kapanmıştı. Machiavelli ile Rousseau arasındaki dönemde, hükümdarın otoritesinin hangi şartlar altında meşru olacağı tartışılmaya başlanmış ve artık bu otoritenin ilahi bir temele dayandığından bahsedilmez olmuştu. Halkın sahip olduğu hakların temellendirilmesi ve ‘Rıza’ kavramının gündeme gelmesi de yine ondan önce atılmış adımlardı. Rousseau tüm bu kazanımları, halkın yararına daha da genişletip temellendirmiş, hükümdarın yönetme yetkisini halkın çıkarı çerçevesinde ele alıp bu ‘halkın’ da, en azından Hobbes’un anladığı şekilde burjuvadan ibare olmadığını, o devletin topraklarında yaşayan herkes olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Toplum Sözleşmesi’ni devrimci bir eser haline getiren biraz da bu taraflarıdır. Fransız Devrimi’ni bir burjuva darbesi olmaktan çıkarıp toplu bir başkaldırı haline dönüştüren onun bu cesur hamlesidir. Nitekim Robespierre onu “Kutsal Adam” olarak selamlamıştır. Aydınlanma’yı zirvesine ulaştıran Kant’ın çalışma odasındaki tek düşünür portresi Rousseau’ya aittir ve Alman İdealizminin zirvesini temsil eden Hegel’in gençlik kahramanı da odur.
     
    “İnsan özgür doğar fakat her yerde zincirlere vurulmuştur.” Bu unutulmaz ifade ile başladığı eserinde Rousseau, insanı köleleştiren o zincirlerden birinin daha kopmasını sağlıyor.

    Hükümdara, ilahi olduğu düşünülen yetkilerini ne şekilde kullanırsa, kendisi için daha büyük bir menfaat elde edeceğini öğreten eserlerin dönemi bir süre önce kapanmıştı. Machiavelli ile Rousseau arasındaki dönemde, hükümdarın otoritesinin hangi şartlar altında meşru olacağı tartışılmaya başlanmış ve artık bu otoritenin ilahi bir temele dayandığından bahsedilmez olmuştu. Halkın sahip olduğu hakların temellendirilmesi ve ‘Rıza’ kavramının gündeme gelmesi de yine ondan önce atılmış adımlardı. Rousseau tüm bu kazanımları, halkın yararına daha da genişletip temellendirmiş, hükümdarın yönetme yetkisini halkın çıkarı çerçevesinde ele alıp bu ‘halkın’ da, en azından Hobbes’un anladığı şekilde burjuvadan ibare olmadığını, o devletin topraklarında yaşayan herkes olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Toplum Sözleşmesi’ni devrimci bir eser haline getiren biraz da bu taraflarıdır. Fransız Devrimi’ni bir burjuva darbesi olmaktan çıkarıp toplu bir başkaldırı haline dönüştüren onun bu cesur hamlesidir. Nitekim Robespierre onu “Kutsal Adam” olarak selamlamıştır. Aydınlanma’yı zirvesine ulaştıran Kant’ın çalışma odasındaki tek düşünür portresi Rousseau’ya aittir ve Alman İdealizminin zirvesini temsil eden Hegel’in gençlik kahramanı da odur.
     
    “İnsan özgür doğar fakat her yerde zincirlere vurulmuştur.” Bu unutulmaz ifade ile başladığı eserinde Rousseau, insanı köleleştiren o zincirlerden birinin daha kopmasını sağlıyor.

    Önerilen Ürünler

    Yükümlülükler Üzerine

    Marcus Tullius Cicero

    170,00 ₺ 136,00 ₺

    Kırık Kanatlar

    Halil Cibran

    220,00 ₺ 198,00 ₺

    Otellerde Yönetim

    Kolektif

    200,00 ₺ 180,00 ₺

    Ethica

    Baruch Spinoza

    645,00 ₺ 516,00 ₺

    Aforizmalar

    Halil Cibran

    150,00 ₺ 120,00 ₺
    >