Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Varlığın İki Kutbu

    Yayınevi : H Yayınları
    Yazar : M. Hakan Alşan
    ISBN :9786057670229
    Sayfa Sayısı :120
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x19.5 cm
    Basım Yılı :2020
    390,00 ₺
    331,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    On üç buçuk milyar yıl önce, nokta-i gaybdan aşk ile süzülegelen dâsitâni varoluşumuzun, sonsuzluktan gelip sonsuzluğa gitmekte olduğunu söylüyor arifân ve hezârfen ilim insanları…

    Hû ve Hüve’den sudûr etmiş olan bu ilahî kozmogoninin her bir nüvesi, yani şimdiki meşhûr adıyla “Tanrı Parçacığı”, ilk kaynağından ve hâs rabbiyesinden aldığı mümkünleriyle ve varoluşsal özüyle mütemadiyen aşk yolcuğuna devam ediyor.

    Hâsılı, cümle varlık, varoluşun koynunda, adeta bir aşk demeti olarak kendi mertebesinin bir ümmeti, yahut bir milleti olmayı deruhte ediyor: Kuşlar, balıklar, ağaçlar, dağlar, taşlar, cânlar, cinler, şeyâtin, melekler, felekler, burçlar, yıldızlar, süpernovalar, galaksiler ve daha neler…

    Ve husûsen insan… Varlığın gözbebeği… Ontolojik bir ilke… Varoluşun onuru ve övüncü… Hakk’ın aynası, halkın mayası… Kaderin ve kazânın mihveri… Doğunun bilgesi, Batının epistemesi… Etik ve estetiğin hâmurkârı… Âlemlerin hükümdârı…

    İnsan; varlığın pişekârı… Husûsen insan-ı kâmil… Şifâcı, inşâcı, emek ve değer üreten kutlu bir Sultan…

    Elinizdeki bu mütevazî çalışma, Doğu hikemiyâtının ve Batı metafiziğinin patikalarında insanın ve husûsen ‘insan-ı kâmil’in ayak izlerini takip ederek, Heidegger’in “Varlık ve Zaman” ilişkisini, İbn Arabî’nin “Varlık ve İnsan” bitişikliğinde yeniden konumlandırmaya çalışıyor.

    On üç buçuk milyar yıl önce, nokta-i gaybdan aşk ile süzülegelen dâsitâni varoluşumuzun, sonsuzluktan gelip sonsuzluğa gitmekte olduğunu söylüyor arifân ve hezârfen ilim insanları…

    Hû ve Hüve’den sudûr etmiş olan bu ilahî kozmogoninin her bir nüvesi, yani şimdiki meşhûr adıyla “Tanrı Parçacığı”, ilk kaynağından ve hâs rabbiyesinden aldığı mümkünleriyle ve varoluşsal özüyle mütemadiyen aşk yolcuğuna devam ediyor.

    Hâsılı, cümle varlık, varoluşun koynunda, adeta bir aşk demeti olarak kendi mertebesinin bir ümmeti, yahut bir milleti olmayı deruhte ediyor: Kuşlar, balıklar, ağaçlar, dağlar, taşlar, cânlar, cinler, şeyâtin, melekler, felekler, burçlar, yıldızlar, süpernovalar, galaksiler ve daha neler…

    Ve husûsen insan… Varlığın gözbebeği… Ontolojik bir ilke… Varoluşun onuru ve övüncü… Hakk’ın aynası, halkın mayası… Kaderin ve kazânın mihveri… Doğunun bilgesi, Batının epistemesi… Etik ve estetiğin hâmurkârı… Âlemlerin hükümdârı…

    İnsan; varlığın pişekârı… Husûsen insan-ı kâmil… Şifâcı, inşâcı, emek ve değer üreten kutlu bir Sultan…

    Elinizdeki bu mütevazî çalışma, Doğu hikemiyâtının ve Batı metafiziğinin patikalarında insanın ve husûsen ‘insan-ı kâmil’in ayak izlerini takip ederek, Heidegger’in “Varlık ve Zaman” ilişkisini, İbn Arabî’nin “Varlık ve İnsan” bitişikliğinde yeniden konumlandırmaya çalışıyor.

    >