Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Aristo’nun Rüyası

    Yayınevi : İnkılap Kitabevi
    Yazar : Aysu Altunay
    ISBN :9789751044686
    Sayfa Sayısı :80
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.50 x 19.50
    Basım Yılı :2023
    180,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Etrafına baksana Aristo… Yaşama, düne, bugüne, şu ana bir bak! Her yer, nefesinin dağıldığı boşluk bile korkularla dolu. Bazıları kendi, bazılarıysa başkalarının korkularıyla beslenir. Bazen süslü püslü bazen pejmürde bir kıyafetle giyinirler korkularını. Kimilerinin korkusu yuvasıdır, sıcacık ve korunaklı; kimilerinin korkusu ise her şeyi yerle bir eden cesaretinde gizlidir. Korkular kılık değiştirir, ancak ya korkaklığa ne demeli? Vicdana sus diyen korkaklığa ne demeli! Oysa bilmezler demiri ateşin, insanı utancın yoğurduğunu. Utanç ne çıkılmaz bir huzursuzluktur, hâlâ duyabilene! Aristo’nun kendi iç sesiyle girdiği savaşta kim galip gelecek? Aristo’nun Rüyası, yazmak isteyip de yazamayan, kafasındaki kurgu ile gerçek hayatı arasında sıkışıp kalmış, kendi benliği ile çatışması bitip tükenmeyen, varoluşsal sancılarıyla başa çıkmaya çalışan bir karakteri en yakından tanımamıza olanak sağlıyor. “Yetemiyorum, yaşamak nedir bilmiyorum!” derken Aristo’nun çektiği acıyı iliklerimize kadar duyumsarken, mutlaka kendimizden bir parça bulacağımız satırlarla karşılaşıyoruz ve hatta, bir noktada biz de kendimizi kendi iç sesimizle bir çatışma içerisinde buluyoruz.
    Etrafına baksana Aristo… Yaşama, düne, bugüne, şu ana bir bak! Her yer, nefesinin dağıldığı boşluk bile korkularla dolu. Bazıları kendi, bazılarıysa başkalarının korkularıyla beslenir. Bazen süslü püslü bazen pejmürde bir kıyafetle giyinirler korkularını. Kimilerinin korkusu yuvasıdır, sıcacık ve korunaklı; kimilerinin korkusu ise her şeyi yerle bir eden cesaretinde gizlidir. Korkular kılık değiştirir, ancak ya korkaklığa ne demeli? Vicdana sus diyen korkaklığa ne demeli! Oysa bilmezler demiri ateşin, insanı utancın yoğurduğunu. Utanç ne çıkılmaz bir huzursuzluktur, hâlâ duyabilene! Aristo’nun kendi iç sesiyle girdiği savaşta kim galip gelecek? Aristo’nun Rüyası, yazmak isteyip de yazamayan, kafasındaki kurgu ile gerçek hayatı arasında sıkışıp kalmış, kendi benliği ile çatışması bitip tükenmeyen, varoluşsal sancılarıyla başa çıkmaya çalışan bir karakteri en yakından tanımamıza olanak sağlıyor. “Yetemiyorum, yaşamak nedir bilmiyorum!” derken Aristo’nun çektiği acıyı iliklerimize kadar duyumsarken, mutlaka kendimizden bir parça bulacağımız satırlarla karşılaşıyoruz ve hatta, bir noktada biz de kendimizi kendi iç sesimizle bir çatışma içerisinde buluyoruz.
    >