Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Barbar Yeni Dünya

    Yayınevi : Epsilon Yayınları
    Yazar : Mehmet Sağbaş
    ISBN :9786051734781
    Sayfa Sayısı :480
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5
    Basım Yılı :2018
    225,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Ustalıkla işlenmiş bilinç akışı ağırlıklı psikolojik tahlillerle aksiyon ögelerin iç içe geçtiği Barbar Yeni Dünya; dinamik kurgusu ve yolculuk motifini içsel ve nesnel açılardan işleyen çarpıcı olay örgüsüyle distopya edebiyatına yeni ve farklı bir soluk getiriyor.

    Bir tarafta aşırı kapitalist ve sömürgeci bir toplum… Diğer tarafta halkını algı oyunlarıyla sindirerek düşünme özürlüsü yapmaya çalışan, ötekileri yok sayan sözde ütopik toplum… Bilinçaltında gezinen iblisleri ve toplumdaki rolleri sorgulatmaya yönelten iki farklı hikâye; yolları aşkın planbozanlığıyla kesişen iki farklı karakter…

    Rahiplerin yönetiminde kendilerine özgü kuralları olan topluluğa ait, geçmişi sırlarla yüklü savaşçı kadın Şana’nın yolu, günün birinde Prens Kian ile kesişir. İkisi de paylarına düşen hikâyelerini yaşayıp kaderleriyle yüzleşirken kendilerini bu kez ortak özneli yeni bir hikayede bulurlar.

    “Kusursuz gösterilmeye çalışılan her şey, aslında gizli bir amaca hizmet ediyordu. Görmek, işlerine gelmiyordu. Belki de bu yüzden körlerdi…”

    “Korku filizlenmesi…

    Çoğu kez bilinmezlik besler bu filizi.

    Karanlık, güneşi; zayıflıksa can suyu olur.

    Mekan seçiminde pek de nazlı değildir. Her neresi olursa olsun karanlıkla örtülü olması yeterlidir.

    Kök saldığı kısıtlı alanda yeşerir, boy verir, palazlanır korku.

    Kökleri her yanı sardığında ise değil kaçışa, tek bir adım öteye dahi izin vermez.”

    Ustalıkla işlenmiş bilinç akışı ağırlıklı psikolojik tahlillerle aksiyon ögelerin iç içe geçtiği Barbar Yeni Dünya; dinamik kurgusu ve yolculuk motifini içsel ve nesnel açılardan işleyen çarpıcı olay örgüsüyle distopya edebiyatına yeni ve farklı bir soluk getiriyor.

    Bir tarafta aşırı kapitalist ve sömürgeci bir toplum… Diğer tarafta halkını algı oyunlarıyla sindirerek düşünme özürlüsü yapmaya çalışan, ötekileri yok sayan sözde ütopik toplum… Bilinçaltında gezinen iblisleri ve toplumdaki rolleri sorgulatmaya yönelten iki farklı hikâye; yolları aşkın planbozanlığıyla kesişen iki farklı karakter…

    Rahiplerin yönetiminde kendilerine özgü kuralları olan topluluğa ait, geçmişi sırlarla yüklü savaşçı kadın Şana’nın yolu, günün birinde Prens Kian ile kesişir. İkisi de paylarına düşen hikâyelerini yaşayıp kaderleriyle yüzleşirken kendilerini bu kez ortak özneli yeni bir hikayede bulurlar.

    “Kusursuz gösterilmeye çalışılan her şey, aslında gizli bir amaca hizmet ediyordu. Görmek, işlerine gelmiyordu. Belki de bu yüzden körlerdi…”

    “Korku filizlenmesi…

    Çoğu kez bilinmezlik besler bu filizi.

    Karanlık, güneşi; zayıflıksa can suyu olur.

    Mekan seçiminde pek de nazlı değildir. Her neresi olursa olsun karanlıkla örtülü olması yeterlidir.

    Kök saldığı kısıtlı alanda yeşerir, boy verir, palazlanır korku.

    Kökleri her yanı sardığında ise değil kaçışa, tek bir adım öteye dahi izin vermez.”

    >