Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Ekonominin Küreselleşmesi

    Yayınevi : İletişim Yayınevi
    Yazar : Jacques Adda
    ISBN :9789750500176
    Sayfa Sayısı :256
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 20.00
    Basım Yılı :2010
    380,00 ₺
    323,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Küresel ekonomi belki son yıllarda ortaya çıkmış bir kavram, ama ekonominin küreselleşmesi hiç de yeni değil. Dünyanın toprak altı ve toprak üstü kaynakları hem farklı farklı oldukları, hem de her yerde bulunmadıkları için eski tarihlerden itibaren ticaret yoluyla gezegen etrafında dolaşmaya başladılar. Bu dolaşım döngüsü kimi ulusların lehine olurken birçoğunun da aleyhine gerçekleşti. Zengin olanlar daha da zenginleşirken fakirler ellerindekini de kaybetti. Dünya ekonomisini yönettiklerini söyleyebileceğimiz uluslar daha fakir ulusların hem doğal kaynaklarından hem de ucuz işgücünden faydalandılar ve buralara sahip oldukları yaşam ve tüketim alışkanlıklarını yerleştirerek kendilerine yeni pazarlar yarattılar. Dünya ekonomisinin merkez bölgeleri diye bilinen Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya’ya artık "Yeni Sanayileşen Asya Ülkeleri" de katılıyor. Bunlar dışındaki ülkeler, dünya ekonomisinin yarı periferik ve periferik bölgelerini oluşturuyorlar hala. Bu kitap ekonominin küreselleşmesinin yanı sıra, dünyanın her köşesinin, özellikle üçüncü dünyanın, dışa açılmaya başlayarak merkez uluslar yönetimindeki küresel ekonomiye entegre olma süreçlerini ve bundan hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ne şekilde etkilendiklerini tarihsel boyutuyla inceliyor.

    Küresel ekonomi belki son yıllarda ortaya çıkmış bir kavram, ama ekonominin küreselleşmesi hiç de yeni değil. Dünyanın toprak altı ve toprak üstü kaynakları hem farklı farklı oldukları, hem de her yerde bulunmadıkları için eski tarihlerden itibaren ticaret yoluyla gezegen etrafında dolaşmaya başladılar. Bu dolaşım döngüsü kimi ulusların lehine olurken birçoğunun da aleyhine gerçekleşti. Zengin olanlar daha da zenginleşirken fakirler ellerindekini de kaybetti. Dünya ekonomisini yönettiklerini söyleyebileceğimiz uluslar daha fakir ulusların hem doğal kaynaklarından hem de ucuz işgücünden faydalandılar ve buralara sahip oldukları yaşam ve tüketim alışkanlıklarını yerleştirerek kendilerine yeni pazarlar yarattılar. Dünya ekonomisinin merkez bölgeleri diye bilinen Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya’ya artık "Yeni Sanayileşen Asya Ülkeleri" de katılıyor. Bunlar dışındaki ülkeler, dünya ekonomisinin yarı periferik ve periferik bölgelerini oluşturuyorlar hala. Bu kitap ekonominin küreselleşmesinin yanı sıra, dünyanın her köşesinin, özellikle üçüncü dünyanın, dışa açılmaya başlayarak merkez uluslar yönetimindeki küresel ekonomiye entegre olma süreçlerini ve bundan hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ne şekilde etkilendiklerini tarihsel boyutuyla inceliyor.

    >