Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Erken Dönem Tefsir Geleneğinde Nakil Anlayışı İsam Yayınları

    Yayınevi : İsam Yayınları
    Yazar : Ömer Dinç
    ISBN :9786258023923
    Sayfa Sayısı :446
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16,00 x 23,00
    Basım Yılı :2022
    110,00 ₺
    99,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    İslamî ilimlerin gelişim evrelerine dair yapılan çalışmaların çoğunda, genellemelere dayalı bazı tespitler bulunmaktadır. Özellikle tefsir alanının zuhuru ve oluşan birikimin mahiyeti, müstakil olarak ele alınmamaktadır. Bu çerçevede tefsire ilişkin erken dönemdeki veriler, daha ziyade hadis sahasındaki anlayış ve yaklaşım biçimi üzerinden değerlendirilmeye tâbi tutulmaktadır. Bilhassa tefsirin ilk evresinden itibaren meydana çıkan bilgilerin, hadis rivayet sahasında aktarıldığı ve tefsirin hadisten bağımsız olmadığı şeklinde bir algılamanın yerleştiği görülmektedir. Halbuki bize ulaşan ilk tefsir çalışmalarıyla birlikte en erken döneme ilişkin tarihî bulgular, gerçekte durumun böyle olmadığını açığa çıkartmaktadır. Bu bağlamda tefsirin bir olgu olarak ortaya çıkışının ve sonraki aşamalarda izlediği seyrin kendine has bir mecrası olduğu belirtilmelidir. Hatta eldeki bütün bilgiler göz önünde bulundurulduğunda tefsirin, İslamî ilimlerin ilk aşamasını temsil ettiği, nüzul süreciyle başlayan ve bizzat vahyin belirlediği bir “Kur’an-ı Kerim’i anlama faaliyeti” olduğu görülür.
    İslamî ilimlerin gelişim evrelerine dair yapılan çalışmaların çoğunda, genellemelere dayalı bazı tespitler bulunmaktadır. Özellikle tefsir alanının zuhuru ve oluşan birikimin mahiyeti, müstakil olarak ele alınmamaktadır. Bu çerçevede tefsire ilişkin erken dönemdeki veriler, daha ziyade hadis sahasındaki anlayış ve yaklaşım biçimi üzerinden değerlendirilmeye tâbi tutulmaktadır. Bilhassa tefsirin ilk evresinden itibaren meydana çıkan bilgilerin, hadis rivayet sahasında aktarıldığı ve tefsirin hadisten bağımsız olmadığı şeklinde bir algılamanın yerleştiği görülmektedir. Halbuki bize ulaşan ilk tefsir çalışmalarıyla birlikte en erken döneme ilişkin tarihî bulgular, gerçekte durumun böyle olmadığını açığa çıkartmaktadır. Bu bağlamda tefsirin bir olgu olarak ortaya çıkışının ve sonraki aşamalarda izlediği seyrin kendine has bir mecrası olduğu belirtilmelidir. Hatta eldeki bütün bilgiler göz önünde bulundurulduğunda tefsirin, İslamî ilimlerin ilk aşamasını temsil ettiği, nüzul süreciyle başlayan ve bizzat vahyin belirlediği bir “Kur’an-ı Kerim’i anlama faaliyeti” olduğu görülür.
    >