Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Gücün Coğrafi Bağlamı

    Yazar : Muhammed Oral
    ISBN :9786257880022
    Sayfa Sayısı :272
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 21.00
    Basım Yılı :2020
    430,00 ₺
    365,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Gücün Coğrafi Bağlamı

    Coğrafi Keşifler ve Sanayi Devrimi ile birlikte yayılmacı politikayı ideoloji haline getiren güçler arasında hegemonik mücadeleler ortaya çıkmıştır. Bu durum; coğrafyaları, doğal ve beşeri kaynakları elde etme hedefiyle stratejik hale getirmiş dolayısıyla jeopolitiği üretmiştir. Jeopolitik mücadeleler; endüstriyel devrimle ortaya çıkan üretim değişimi, teknolojik ilerlemeler, ekonomik büyümeler ve bu durumun sonucu olarak küresel aktörlerin coğrafyaları kontrol etme arzusu nedeniyle durmaksızın sürmüştür. Bunun yanında endüstriyel devrimle beraber kömür ve petrole olan talep sürekli artmış, asgari koşullarda bile modern hayatın temel unsuru olan enerji, yaşamsal
    bir girdi haline dönüşmüştür. Ayrıca, ABD ve Avrupa’da petrol krizlerinden sonra doğal gazın kullanımının da giderek yaygınlaşmasıyla enerji, küresel jeopolitiği şekillendiren belirleyici bir enstrüman olmuştur.
     
    Çalışma, devletlerin elde ettiği/edeceği siyasi, ekonomik, askeri, teknolojik ve sosyal gücün coğrafi bir niteliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bir devletin etki ve önem derecesinin anahtarı “güç” ilkesi olduğu için bu niteliği coğrafi bağlamdan bağımsız düşünmek mümkün değildir.
    Kendi yorumunuzu yazın
    • Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
    • Kötü
    • Mükemmel

    Gücün Coğrafi Bağlamı

    Coğrafi Keşifler ve Sanayi Devrimi ile birlikte yayılmacı politikayı ideoloji haline getiren güçler arasında hegemonik mücadeleler ortaya çıkmıştır. Bu durum; coğrafyaları, doğal ve beşeri kaynakları elde etme hedefiyle stratejik hale getirmiş dolayısıyla jeopolitiği üretmiştir. Jeopolitik mücadeleler; endüstriyel devrimle ortaya çıkan üretim değişimi, teknolojik ilerlemeler, ekonomik büyümeler ve bu durumun sonucu olarak küresel aktörlerin coğrafyaları kontrol etme arzusu nedeniyle durmaksızın sürmüştür. Bunun yanında endüstriyel devrimle beraber kömür ve petrole olan talep sürekli artmış, asgari koşullarda bile modern hayatın temel unsuru olan enerji, yaşamsal
    bir girdi haline dönüşmüştür. Ayrıca, ABD ve Avrupa’da petrol krizlerinden sonra doğal gazın kullanımının da giderek yaygınlaşmasıyla enerji, küresel jeopolitiği şekillendiren belirleyici bir enstrüman olmuştur.
     
    Çalışma, devletlerin elde ettiği/edeceği siyasi, ekonomik, askeri, teknolojik ve sosyal gücün coğrafi bir niteliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bir devletin etki ve önem derecesinin anahtarı “güç” ilkesi olduğu için bu niteliği coğrafi bağlamdan bağımsız düşünmek mümkün değildir.
    >