Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Köleliğin Evrimi ve Modern Devlette Görünümü

    Yayınevi : Adalet Yayınevi
    ISBN :9786258092950
    Sayfa Sayısı :395
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16.00 x 24.00
    Basım Yılı :2022
    650,00 ₺
    585,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    “Genel Kamu Hukuku”nun temel konularından biri olan devletin ortaya çıkışı ile somutlaşan siyasal eşitsizliklerin, toplumdan topluma ve zaman içerisinde uğradığı değişim sürecinde dikkati çeken önemli kavramlardan biri de “özgürlük”tür. Özgürlüğün ne olduğu ya da ne olmadığı, özgürlüğün nasıl algılandığı ya da algılanması gerektiği ve hatta özgürlüğün mümkün olup olmadığı konuları uzun yıllar boyunca genel kamu hukukunun ve hukuk felsefesi gibi hukukun teorik alanlarının temel soruları olarak incelenmiştir. Öyle ki bu sorulara günümüzde de herkesi tatmin edecek cevaplar verilebildiğini söylemek mümkün değildir. Ben de bu temel sorular ekseninde özgürlüğü ararken karşılaştım kölelikle. İlk bakışta pek çok insan gibi ben de köleliğin, esasen tarihin konusu olduğu düşünmüştüm. Bu düşüncenin somut karşılıkları da vardı elbette. Özellikle hukuk tarihinin araştırma alanında kalan her dönemde kurumsallaştırılarak meşrulaştırılan kölelik uygulamalarına rastlamak mümkündü. Fakat tarihin, yalnızca geçmişten ibaret olmağını da biliyordum. Çünkü “bugün”, hem yarının dünüdür hem de çok daha sonraki bir gelecek için tarihin konusudur aslında. Bu nedenle bugünü daha iyi anlamanın yolu ona tarihi perspektifle yarından bakmaktır. Böylece tarihi şekillendiren insana dair her şeyin, bir evrimsel süreç içerisinde, sürekli bir dönüşümle karşı karşıya olduğu da daha kolay fark edilebilecektir. Nitekim tarihsel süreç içerisinde, bir kurum ve bir uygulama olarak ekonomik ve toplumsal bir gerçeklik olan köleliğin; hiçbir zaman sona ermediğini, değişen koşullara ayak uydurarak evrilen ve bu sayede daha fazla güç kazanarak varlığını sürdüren bir olgu olduğunu da böylece fark ettim. Bu bağlamda Köleliğin Evrimi ve Modern Devlette Görünümü başlıklı bu çalışmanın esasen, konuyla ilgili olarak cevaplanmaya çalışılan altı temel sorunun cevaplanması gayretinden ibaret olduğunu söyleyebilirim.
    “Genel Kamu Hukuku”nun temel konularından biri olan devletin ortaya çıkışı ile somutlaşan siyasal eşitsizliklerin, toplumdan topluma ve zaman içerisinde uğradığı değişim sürecinde dikkati çeken önemli kavramlardan biri de “özgürlük”tür. Özgürlüğün ne olduğu ya da ne olmadığı, özgürlüğün nasıl algılandığı ya da algılanması gerektiği ve hatta özgürlüğün mümkün olup olmadığı konuları uzun yıllar boyunca genel kamu hukukunun ve hukuk felsefesi gibi hukukun teorik alanlarının temel soruları olarak incelenmiştir. Öyle ki bu sorulara günümüzde de herkesi tatmin edecek cevaplar verilebildiğini söylemek mümkün değildir. Ben de bu temel sorular ekseninde özgürlüğü ararken karşılaştım kölelikle. İlk bakışta pek çok insan gibi ben de köleliğin, esasen tarihin konusu olduğu düşünmüştüm. Bu düşüncenin somut karşılıkları da vardı elbette. Özellikle hukuk tarihinin araştırma alanında kalan her dönemde kurumsallaştırılarak meşrulaştırılan kölelik uygulamalarına rastlamak mümkündü. Fakat tarihin, yalnızca geçmişten ibaret olmağını da biliyordum. Çünkü “bugün”, hem yarının dünüdür hem de çok daha sonraki bir gelecek için tarihin konusudur aslında. Bu nedenle bugünü daha iyi anlamanın yolu ona tarihi perspektifle yarından bakmaktır. Böylece tarihi şekillendiren insana dair her şeyin, bir evrimsel süreç içerisinde, sürekli bir dönüşümle karşı karşıya olduğu da daha kolay fark edilebilecektir. Nitekim tarihsel süreç içerisinde, bir kurum ve bir uygulama olarak ekonomik ve toplumsal bir gerçeklik olan köleliğin; hiçbir zaman sona ermediğini, değişen koşullara ayak uydurarak evrilen ve bu sayede daha fazla güç kazanarak varlığını sürdüren bir olgu olduğunu da böylece fark ettim. Bu bağlamda Köleliğin Evrimi ve Modern Devlette Görünümü başlıklı bu çalışmanın esasen, konuyla ilgili olarak cevaplanmaya çalışılan altı temel sorunun cevaplanması gayretinden ibaret olduğunu söyleyebilirim.
    >