Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mobbingle Mücadelede Bilim - İsmail Hamit Hancı, Elif Gamze Özcan

    Yayınevi : Savaş Yayınevi
    ISBN :9786258136852
    Sayfa Sayısı :278
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16.00 x 24.00
    Basım Yılı :2023
    200,00 ₺
    170,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Mobbingle Mücadelede Bilim Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı Dr. Öğr. Üyesi Elif Gamze Özcan Mobbingin Kuramsal Gelişimi Av. Dr. E. Neval Yılmaz Türkiye’de Mobbing Kavramı Ve Gelişmeler Dr. Öğr. Üyesi Hülya Uzun Mobbingte Yasal Düzenlemeler Dr. Öğr. Üyesi Berşan Karadede, Doç. Dr. Beyza Karadede Ünal Ilo’nun 190 Sayılı Şiddet Ve Taciz Sözleşmesi’nin Mobbingle Mücadele Açısından Önemi Dr. Öğretim Üyesi Ceyhun Güler, Arş. Grv. Dr. Seher Demirkaya Mobbing Olgusunun İş Ahlakı Ve Etik Bağlamında Değerlendirilmesi Dr. Öğr. Üyesi Necmettin Gül Endüstri Ve Örgüt Psikolojisi Bağlamında Mobbing Doç. Dr. Seval Aksoy Kürü Mobbing Ve Ekonomik Etkileri Dr. Sıddık Topaloğlu, Prof. Dr. İbrahim Attila Acar Sosyal Çevre Bağlamında Mobbing Klinik Psikolog Cansel Başak Türk Sağlık Ve Esenlik Bağlamında Mobbing Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı, Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Zeynep Akkoyun İşyerinde Ayrımcılık Doç. Dr. Kemal Köksal İşyerinde Şiddet Doç. Dr. Lale Oral Ataç, Doç. Dr. Hilmiye Türesin Tetik Okullarda Akran Zorbalığı Ve Yönetimi Dr. Öğr. Üyesi Elif Gamze Özcan Kişilerarası İletişimde Bilinçli Farkındalık Kavramı Ve Mobbing İlişkisi Öğr. Gör. Mine Başta Mobbing İle Mücadelede Psikolojik Destek Ve Bireysel Girişimler Dr. Öğr. Üyesi Ömer Akgül, Psk. Cansın Yurtsever İşyerinde Sessiz Salgın Mobbing Ve Hemşireler Dr. Öğr. Üyesi Serap Selver Kipay ÖNSÖZ Çağımızın vebası Mobbing, İş Yerinde Duygusal Taciz/ Yıldırma hatta literatürdeki başka bir tanımla iş yeri terörü. Sözcük Latince “mobile vulgus” dan türemiş. Çevresini kuşatma, topluca saldırma, rahatsız etme ya da sıkıntı verme anlamında kullanılmakta olan bir kelime. İş hayatında çok uzun zamandır büyük tahribata yol açan bu durum ne yazık ki ancak yakın geçmişte müstakil bir iş yeri sendromu olarak tanımlanmış ve birçok ülkede kabul gören bir ada kavuşmuş: MOBBING. 1980’li yılların başında İsveç’li bilim adamı Heinz Leymann bu terim ile iş yerlerindeki benzer davranışları tanımlamış. Kavram olarak kişinin işyerinde dışlandığı ve ruh sağlığının bozulmasına sebebiyet verecek seviyede kötü muameleye maruz bırakıldığı olumsuz davranış yaklaşımı ve sonucu olarak kabul edilmekte. Çok karmaşık, çok boyutlu, multidisipliner bir kavram. Kültür farkı gözetmiyor. Tüm iş yerlerinde görülebiliyor. Astların, üstlerin, eşitlerin herkesin başına gelebiliyor. Cinsiyet, yaş gibi kavramlardan etkilenmiyor. Sistematik ve bilinçli bir baskı amaçlı, karşı tarafı pasifize etmek niyeti taşıyor. Mobbing bir kişiden diğer bir kişiye ya da gruba olabiliyor, bazen de bir gruptan bir kişiye ya da başka bir gruba karşı da gerçekleşebiliyor. Kişiyi sindirip, iş yaşamından dışlama amacı taşıyan Mobbing, ne yazık ki intihar ya da cinayetlerle sonuçlanabilmekte. Ortaya çıkmasına yol açan sebepler o kadar çok ve farklı ki. Özgüven eksikliğinden kıskançlığa, konu hakkında bilgi sahibi olmamaktan aşırı rekabetçi bir ortamda çalışmaya, cinsel tacize yanıt alamamaktan, kendinin yönetici olarak mobbing yapma hakkı olduğunu düşünmeye kadar. Bir başka amaç da kurumsal kadrolaşma. Hatta Hubris (Kibir) Sendromundan da sebep olarak bahsedilmekte. Üst yönetimden astlara, eşitler arasında ya da astlardan üstlere uygulanabilmekte. Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin bile önüne geçen mobbing olaylarının, iş yaşamındaki barışı bozması sonucu psikolojik rahatsızlıklar, iş yerinde verimin düşmesi, aile içi gerilimler hatta parçalanan aileler görülebilmekte. Kurum içinde bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan Mobbing, gerekli önlemler alınmazsa kurumun tüm yaşamını etkiler. Çalışanların kuruma ve çalışma arkadaşlarına güven ve saygıları azalır, çalışma şevkleri düşer, ortamda uyumsuzluk başlar, verimlilik düşer. Mobbing bir insan hakları ihlalidir. Bu davranış yöntemi bir suç olmasına rağmen, bazen, örgüt yönetimleri tarafından görmezlikten gelinmiş, hoşgörü gösterilmiş, yanlış anlamlandırılmış ya da ne yazık ki bazen de gerçekten teşvik edilmiştir. Mağdurlar 'kimi, kime şikâyet edecekleri' sorusuna yanıt aramaktadırlar. Kurum içi denetim yolları sorun olabilmektedir. Mobbingin üstlerden gelmesi durumunda Mobbingcinin hem şikayetçi hem ceza verici olması önemli bir handikaptır. O yüzden soruşturmaların kurum dışından bağımsız ombudsmanlarca yapılmasını önermekteyiz. Bu eser ile alan uzmanları ve akademisyenler, mobbingi kendi bilimsel uzmanlıkları kapsamında inceleyerek alan yazına katkıda bulunmuşlardır. Çizilen kavramsal kuramsal çerçevede; mobbingin hukuki, ahlaki ve psikososyal bileşenleri ile çeşitli sektörlere özgü kurumsal yönleri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. İşyeri şiddeti, işyerinde ayrımcılık ve okullarda akran zorbalığı hususları; mobbing ile ilişkili veya mobbinge temel teşkil edebilen kavramlar olarak kitapta yer almıştır. Bu eser, insan ilişkilerine dayalı tüm örgütlerin verimli çalışması önünde önemli bir engel olan mobbing hakkında her sektörden yöneticilerin ve çalışanların başvuru kaynağı olacaktır. Mağdurlar yaşadıklarının tanımlanmış bir iş yeri sendromu olduğunu, uğradıkları tacizin kendi suçları olmadığını anlamalı ve bu yönde mücadeleye devam etmelidir. Aynı zamanda psikolojik yardım almak ve mutlaka hukuki yollara baş vurmak kendilerini, yaşadıkları sendrom karşısında verecekleri mücadelede daha bilinçli ve güçlü kılacaktır. Mobbingin net olarak bir suç olarak tanımlanması da, mobbingin azalmasını ve mobbingcilerin geri çekilmesini sağlayacak hem de kurbanların çaresiz kalmasını engelleyecektir. Örgütlü çözümler etkili ve sürekli olmaktadır. Mücadelede aslolan mobbingin meydana gelmeden önlenmesidir. İş yerinde görev tanımları ve kurallar net olarak belirlenmeli, yöneticilerin çalışanlar arasındaki mobbingi görmezden gelmeleri önlenmeli, her şeyden önemlisi de gerek işverene gerekse çalışanlara konuyla ilgili eğitimlerle farkındalık kazandırılmalıdır. 2010’dan beri çeşitli tarihlerde Prof. Dr. İ. Hamit Hancı’nın başkanlığında İzmir ve Ankara’da Adli Bilimciler Derneği, Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, TOBB ETÜ ve İzmir Katip Çelebi Üniversite’si işbirlikleri ile Mobbing hakkında farkındalık oluşturabilmek için sempozyumlar düzenlenmiştir. Editörlerden Prof. Dr. İ. Hamit Hancı’nın da ikinci başkanlığını yaptığı Mobbingle Mücadele Derneği’nin efsane kurucu başkanı rahmetli Hüseyin Gün’ün ömrünü Mobbingle Mücadeleye verdiğini ve bu yolda hayatını kaybettiğini hatırlatmakta da fayda görüyoruz. Amacımız mobbingi önlemek, kurbanlara yalnız olmadıklarını hissettirmektir. MOBBİNGSİZ GÜNLER DİLEĞİYLE
    Mobbingle Mücadelede Bilim Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı Dr. Öğr. Üyesi Elif Gamze Özcan Mobbingin Kuramsal Gelişimi Av. Dr. E. Neval Yılmaz Türkiye’de Mobbing Kavramı Ve Gelişmeler Dr. Öğr. Üyesi Hülya Uzun Mobbingte Yasal Düzenlemeler Dr. Öğr. Üyesi Berşan Karadede, Doç. Dr. Beyza Karadede Ünal Ilo’nun 190 Sayılı Şiddet Ve Taciz Sözleşmesi’nin Mobbingle Mücadele Açısından Önemi Dr. Öğretim Üyesi Ceyhun Güler, Arş. Grv. Dr. Seher Demirkaya Mobbing Olgusunun İş Ahlakı Ve Etik Bağlamında Değerlendirilmesi Dr. Öğr. Üyesi Necmettin Gül Endüstri Ve Örgüt Psikolojisi Bağlamında Mobbing Doç. Dr. Seval Aksoy Kürü Mobbing Ve Ekonomik Etkileri Dr. Sıddık Topaloğlu, Prof. Dr. İbrahim Attila Acar Sosyal Çevre Bağlamında Mobbing Klinik Psikolog Cansel Başak Türk Sağlık Ve Esenlik Bağlamında Mobbing Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı, Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Zeynep Akkoyun İşyerinde Ayrımcılık Doç. Dr. Kemal Köksal İşyerinde Şiddet Doç. Dr. Lale Oral Ataç, Doç. Dr. Hilmiye Türesin Tetik Okullarda Akran Zorbalığı Ve Yönetimi Dr. Öğr. Üyesi Elif Gamze Özcan Kişilerarası İletişimde Bilinçli Farkındalık Kavramı Ve Mobbing İlişkisi Öğr. Gör. Mine Başta Mobbing İle Mücadelede Psikolojik Destek Ve Bireysel Girişimler Dr. Öğr. Üyesi Ömer Akgül, Psk. Cansın Yurtsever İşyerinde Sessiz Salgın Mobbing Ve Hemşireler Dr. Öğr. Üyesi Serap Selver Kipay ÖNSÖZ Çağımızın vebası Mobbing, İş Yerinde Duygusal Taciz/ Yıldırma hatta literatürdeki başka bir tanımla iş yeri terörü. Sözcük Latince “mobile vulgus” dan türemiş. Çevresini kuşatma, topluca saldırma, rahatsız etme ya da sıkıntı verme anlamında kullanılmakta olan bir kelime. İş hayatında çok uzun zamandır büyük tahribata yol açan bu durum ne yazık ki ancak yakın geçmişte müstakil bir iş yeri sendromu olarak tanımlanmış ve birçok ülkede kabul gören bir ada kavuşmuş: MOBBING. 1980’li yılların başında İsveç’li bilim adamı Heinz Leymann bu terim ile iş yerlerindeki benzer davranışları tanımlamış. Kavram olarak kişinin işyerinde dışlandığı ve ruh sağlığının bozulmasına sebebiyet verecek seviyede kötü muameleye maruz bırakıldığı olumsuz davranış yaklaşımı ve sonucu olarak kabul edilmekte. Çok karmaşık, çok boyutlu, multidisipliner bir kavram. Kültür farkı gözetmiyor. Tüm iş yerlerinde görülebiliyor. Astların, üstlerin, eşitlerin herkesin başına gelebiliyor. Cinsiyet, yaş gibi kavramlardan etkilenmiyor. Sistematik ve bilinçli bir baskı amaçlı, karşı tarafı pasifize etmek niyeti taşıyor. Mobbing bir kişiden diğer bir kişiye ya da gruba olabiliyor, bazen de bir gruptan bir kişiye ya da başka bir gruba karşı da gerçekleşebiliyor. Kişiyi sindirip, iş yaşamından dışlama amacı taşıyan Mobbing, ne yazık ki intihar ya da cinayetlerle sonuçlanabilmekte. Ortaya çıkmasına yol açan sebepler o kadar çok ve farklı ki. Özgüven eksikliğinden kıskançlığa, konu hakkında bilgi sahibi olmamaktan aşırı rekabetçi bir ortamda çalışmaya, cinsel tacize yanıt alamamaktan, kendinin yönetici olarak mobbing yapma hakkı olduğunu düşünmeye kadar. Bir başka amaç da kurumsal kadrolaşma. Hatta Hubris (Kibir) Sendromundan da sebep olarak bahsedilmekte. Üst yönetimden astlara, eşitler arasında ya da astlardan üstlere uygulanabilmekte. Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin bile önüne geçen mobbing olaylarının, iş yaşamındaki barışı bozması sonucu psikolojik rahatsızlıklar, iş yerinde verimin düşmesi, aile içi gerilimler hatta parçalanan aileler görülebilmekte. Kurum içinde bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan Mobbing, gerekli önlemler alınmazsa kurumun tüm yaşamını etkiler. Çalışanların kuruma ve çalışma arkadaşlarına güven ve saygıları azalır, çalışma şevkleri düşer, ortamda uyumsuzluk başlar, verimlilik düşer. Mobbing bir insan hakları ihlalidir. Bu davranış yöntemi bir suç olmasına rağmen, bazen, örgüt yönetimleri tarafından görmezlikten gelinmiş, hoşgörü gösterilmiş, yanlış anlamlandırılmış ya da ne yazık ki bazen de gerçekten teşvik edilmiştir. Mağdurlar 'kimi, kime şikâyet edecekleri' sorusuna yanıt aramaktadırlar. Kurum içi denetim yolları sorun olabilmektedir. Mobbingin üstlerden gelmesi durumunda Mobbingcinin hem şikayetçi hem ceza verici olması önemli bir handikaptır. O yüzden soruşturmaların kurum dışından bağımsız ombudsmanlarca yapılmasını önermekteyiz. Bu eser ile alan uzmanları ve akademisyenler, mobbingi kendi bilimsel uzmanlıkları kapsamında inceleyerek alan yazına katkıda bulunmuşlardır. Çizilen kavramsal kuramsal çerçevede; mobbingin hukuki, ahlaki ve psikososyal bileşenleri ile çeşitli sektörlere özgü kurumsal yönleri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. İşyeri şiddeti, işyerinde ayrımcılık ve okullarda akran zorbalığı hususları; mobbing ile ilişkili veya mobbinge temel teşkil edebilen kavramlar olarak kitapta yer almıştır. Bu eser, insan ilişkilerine dayalı tüm örgütlerin verimli çalışması önünde önemli bir engel olan mobbing hakkında her sektörden yöneticilerin ve çalışanların başvuru kaynağı olacaktır. Mağdurlar yaşadıklarının tanımlanmış bir iş yeri sendromu olduğunu, uğradıkları tacizin kendi suçları olmadığını anlamalı ve bu yönde mücadeleye devam etmelidir. Aynı zamanda psikolojik yardım almak ve mutlaka hukuki yollara baş vurmak kendilerini, yaşadıkları sendrom karşısında verecekleri mücadelede daha bilinçli ve güçlü kılacaktır. Mobbingin net olarak bir suç olarak tanımlanması da, mobbingin azalmasını ve mobbingcilerin geri çekilmesini sağlayacak hem de kurbanların çaresiz kalmasını engelleyecektir. Örgütlü çözümler etkili ve sürekli olmaktadır. Mücadelede aslolan mobbingin meydana gelmeden önlenmesidir. İş yerinde görev tanımları ve kurallar net olarak belirlenmeli, yöneticilerin çalışanlar arasındaki mobbingi görmezden gelmeleri önlenmeli, her şeyden önemlisi de gerek işverene gerekse çalışanlara konuyla ilgili eğitimlerle farkındalık kazandırılmalıdır. 2010’dan beri çeşitli tarihlerde Prof. Dr. İ. Hamit Hancı’nın başkanlığında İzmir ve Ankara’da Adli Bilimciler Derneği, Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, TOBB ETÜ ve İzmir Katip Çelebi Üniversite’si işbirlikleri ile Mobbing hakkında farkındalık oluşturabilmek için sempozyumlar düzenlenmiştir. Editörlerden Prof. Dr. İ. Hamit Hancı’nın da ikinci başkanlığını yaptığı Mobbingle Mücadele Derneği’nin efsane kurucu başkanı rahmetli Hüseyin Gün’ün ömrünü Mobbingle Mücadeleye verdiğini ve bu yolda hayatını kaybettiğini hatırlatmakta da fayda görüyoruz. Amacımız mobbingi önlemek, kurbanlara yalnız olmadıklarını hissettirmektir. MOBBİNGSİZ GÜNLER DİLEĞİYLE
    >