Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Postmodernitenin Kökenleri

    Yayınevi : İletişim Yayınevi
    Yazar : Perry Anderson
    ISBN :9789750500442
    Sayfa Sayısı :187
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 20.00
    Basım Yılı :2021
    300,00 ₺
    255,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Postmodernizm, son yıllarda sürekli her alanda karşımıza çıkıyor. Sanattan toplumsal bilimlere, mimarlıktan sinemaya, hatta darbelere kadar pek çok alanda bu kavram kullanılıyor. Peki herkesin kolaylıkla kullandığı bu kavramın kökenleri nelerdir? Bir fikir olarak postmodernitenin kaynakları, mekansal, siyasal ve entelektüel bağlamında nasıl değerlendirilmeli? Marksist kuramcı Perry Anderson, Fredric Jameson’ın postmodernite fikrine olan katkısını böyle bir bağlama oturtuyor ve onun Levin, Fiedler, Hassan, Jencks, Habermas ve Lyotard’a kıyasla çok daha sol bir perspektifle postmoderniteyi ele aldığını ortaya koyuyor. Zira postmoderniteyi, klasik Markist terimler çerçevesinde, kapitalizmin yeni bir aşaması olarak tanımlayan tek kişi Jameson. Anderson ayrıca, bir fikir olarak postmodernden ziyade, postmodernin arka planını oluşturan sosyo-ekonomik koşullar üzerine fikir yürütüyor ve modernizmin 19. yüzyılın sonundaki varsayımlarına ilişkin yeni değerlendirmeler sunuyor. Burada, giderek sağın mülkiyeti altına giren postmodernizmin Jamesoncı tarihsel maddeci yorumunun sahiplenilmesi sözkonusu. Sağın hegemonik içerme çabalarına karşı solcu bir karşı çıkış.

    Postmodernizm, son yıllarda sürekli her alanda karşımıza çıkıyor. Sanattan toplumsal bilimlere, mimarlıktan sinemaya, hatta darbelere kadar pek çok alanda bu kavram kullanılıyor. Peki herkesin kolaylıkla kullandığı bu kavramın kökenleri nelerdir? Bir fikir olarak postmodernitenin kaynakları, mekansal, siyasal ve entelektüel bağlamında nasıl değerlendirilmeli? Marksist kuramcı Perry Anderson, Fredric Jameson’ın postmodernite fikrine olan katkısını böyle bir bağlama oturtuyor ve onun Levin, Fiedler, Hassan, Jencks, Habermas ve Lyotard’a kıyasla çok daha sol bir perspektifle postmoderniteyi ele aldığını ortaya koyuyor. Zira postmoderniteyi, klasik Markist terimler çerçevesinde, kapitalizmin yeni bir aşaması olarak tanımlayan tek kişi Jameson. Anderson ayrıca, bir fikir olarak postmodernden ziyade, postmodernin arka planını oluşturan sosyo-ekonomik koşullar üzerine fikir yürütüyor ve modernizmin 19. yüzyılın sonundaki varsayımlarına ilişkin yeni değerlendirmeler sunuyor. Burada, giderek sağın mülkiyeti altına giren postmodernizmin Jamesoncı tarihsel maddeci yorumunun sahiplenilmesi sözkonusu. Sağın hegemonik içerme çabalarına karşı solcu bir karşı çıkış.

    >