Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Rüzgar Geri Getirirse - Eşikli Öyküler

    ISBN :9789750858161
    Sayfa Sayısı :104
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.50 x 21.00
    Basım Yılı :2023
    120,00 ₺
    90,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Sözcükleri gezdiren, onları gökte işleyen Rüzgâr’ı önceleri birden çok sandılar ve farklı adlar taktılar. Lodos, Poyraz, Karayel, Yıldız vb... Aslında bu adlar yalnızca Şiir’dir. İnsan bunu yine geçmişte bulacak. Her şeyi kendine göre adlandıran İnsan, Rüzgâr’ın kendi dışında adsız (çıplak) gezdiğini bilir ama kabullenmek istemez. Bu yüzden yeni bir şey görür görmez bir ad koyar; adlandırdığına sahip olduğunu sanır. “Yazdıklarımızın Zaman’a dayanması, Rüzgâr’a dayanmasıyla aynıdır... diyor yazar. Sanki öykülerin tamamının odak noktası, çok, çok eski, ama aynı zamanda da en ileri ölçüde modern bir kader anlayışı. Mutlaka herhangi bir zamanın içinde doğan ve yine mutlaka herhangi bir zaman parçasıyla sınırlanan insanoğlunun, kendisinden çok önce başlamış bir sonsuzluk nehrine kendi yaşantılarından bıraktıkları. Daha doğrusu, bırakabildikleri. Kimi zaman ise, bırakamadıkları: Lütfen gidin bizim eve. Bir an önce toparlanın gidin, iki yıldır açılmadı. İçinde yaşanmayan ev çabuk ölür... Öyle sanıyorum ki, bu öykülerde dile gelen Zamanlara kulak verebilenler, kendi kişisel tarihlerine yelken açmanın farklı boyutlarıyla zenginleşeceklerdir.” Ahmet Cemal, 2002

    Sözcükleri gezdiren, onları gökte işleyen Rüzgâr’ı önceleri birden çok sandılar ve farklı adlar taktılar. Lodos, Poyraz, Karayel, Yıldız vb... Aslında bu adlar yalnızca Şiir’dir. İnsan bunu yine geçmişte bulacak. Her şeyi kendine göre adlandıran İnsan, Rüzgâr’ın kendi dışında adsız (çıplak) gezdiğini bilir ama kabullenmek istemez. Bu yüzden yeni bir şey görür görmez bir ad koyar; adlandırdığına sahip olduğunu sanır. “Yazdıklarımızın Zaman’a dayanması, Rüzgâr’a dayanmasıyla aynıdır... diyor yazar. Sanki öykülerin tamamının odak noktası, çok, çok eski, ama aynı zamanda da en ileri ölçüde modern bir kader anlayışı. Mutlaka herhangi bir zamanın içinde doğan ve yine mutlaka herhangi bir zaman parçasıyla sınırlanan insanoğlunun, kendisinden çok önce başlamış bir sonsuzluk nehrine kendi yaşantılarından bıraktıkları. Daha doğrusu, bırakabildikleri. Kimi zaman ise, bırakamadıkları: Lütfen gidin bizim eve. Bir an önce toparlanın gidin, iki yıldır açılmadı. İçinde yaşanmayan ev çabuk ölür... Öyle sanıyorum ki, bu öykülerde dile gelen Zamanlara kulak verebilenler, kendi kişisel tarihlerine yelken açmanın farklı boyutlarıyla zenginleşeceklerdir.” Ahmet Cemal, 2002

    >