Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sokakların Ölümü

    Yayınevi : Everest Yayınları
    Yazar : Gürsel Korat
    ISBN :9786253695101
    Sayfa Sayısı :224
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13,00 x 21,00
    295,00 ₺
    236,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    “Çok eski bir resme benziyordu ama içinde o eski zamana ait ruh yoktu.” Gürsel Korat, Sokakların Ölümü’nde yalnızca taş duvarların, eski evlerin ve dar sokakların değil; bir ülkenin belleğinin, sesinin ve ruhunun nasıl silindiğini anlatıyor. Çocukluk fotoğraflarından başlayan bu yolculuk, Anadolu’nun kentlerinde kaybolan izlerin peşine düşüyor; yok edilen mahallelerin, sessizleşen meydanların ve unutulan sokakların tanıklığını dile getiriyor. Bir nostalji kitabı değil bu; kaybolan kültürel dokunun ardından yazılmış güçlü bir ağıt ve uyarı. Sokakların yok oluşu, geçmişle bağımızın da silinmesi anlamına geliyor.. Kapadokya merkezli bir noktadan, Kayseri’den yola çıkarak, sokaklardan, eski yollardan ve örenlerden geçip Kayseri’nin “tektonik kardeşi” Pompei’ye kadar uzanan bir coğrafyanın sözleriyle konuşacağım. “Sokak” kavramı temel izleğim olsa da, sokaklardan geniş meydanlara, uçsuz bucaksız yollara, denizlere ve dağlara ulaşıldığını bilmiyor değilim. “Sokak gezgini” olarak yürüdüğüm bütün kentlerde, dağlara ve denizlere baktığımda bile, sokağa ait izlenimler edinmek için yürüdüğümü belirtmeliyim. ... Sokaklarını koruyan bir ülkenin “vatan olabileceğini” düşünüyorum, sokaklarını yok eden bir ülkenin ise kanımca bir barınaktan öte anlamı bulunmuyor.
    “Çok eski bir resme benziyordu ama içinde o eski zamana ait ruh yoktu.” Gürsel Korat, Sokakların Ölümü’nde yalnızca taş duvarların, eski evlerin ve dar sokakların değil; bir ülkenin belleğinin, sesinin ve ruhunun nasıl silindiğini anlatıyor. Çocukluk fotoğraflarından başlayan bu yolculuk, Anadolu’nun kentlerinde kaybolan izlerin peşine düşüyor; yok edilen mahallelerin, sessizleşen meydanların ve unutulan sokakların tanıklığını dile getiriyor. Bir nostalji kitabı değil bu; kaybolan kültürel dokunun ardından yazılmış güçlü bir ağıt ve uyarı. Sokakların yok oluşu, geçmişle bağımızın da silinmesi anlamına geliyor.. Kapadokya merkezli bir noktadan, Kayseri’den yola çıkarak, sokaklardan, eski yollardan ve örenlerden geçip Kayseri’nin “tektonik kardeşi” Pompei’ye kadar uzanan bir coğrafyanın sözleriyle konuşacağım. “Sokak” kavramı temel izleğim olsa da, sokaklardan geniş meydanlara, uçsuz bucaksız yollara, denizlere ve dağlara ulaşıldığını bilmiyor değilim. “Sokak gezgini” olarak yürüdüğüm bütün kentlerde, dağlara ve denizlere baktığımda bile, sokağa ait izlenimler edinmek için yürüdüğümü belirtmeliyim. ... Sokaklarını koruyan bir ülkenin “vatan olabileceğini” düşünüyorum, sokaklarını yok eden bir ülkenin ise kanımca bir barınaktan öte anlamı bulunmuyor.
    >