Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Temel Sağlık Hukuku Mevzuatı

    Yayınevi : Adalet Yayınevi
    ISBN :9786257595636
    Sayfa Sayısı :844
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 19.00
    Basım Yılı :2021
    310,00 ₺
    279,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Kamu tedavi kuruluşları, kişilere bir kamu hizmeti olan sağlık hizmetini sunmak üzere kurulmuş olan ve idari yapılanma içinde yer alan teşekküllerdir. Kamu tedavi kuruluşlarında çalışan doktor veya diğer sağlık görevlilerinin ifa ettikleri sağlık hizmetleri dolayısıyla ortaya çıkan zararların tazmini ve sorumluluk esasları, kural olarak idare hukuku ve idarenin mali sorumluluğu esaslarına göre belirlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, kamu tedavi kuruluşlarında gerçekleştirilen tıbbî müdahaleler ve diğer tedavi ve bakım hizmetleri nedeniyle ortaya çıkan zararlardan idarenin sorumlu tutulabilmesi için bir hizmet kusurunun şart olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir husus olmalıdır. Anayasa'nın kamu görevlilerinin davranışları nedeniyle idare için öngördüğü sorumluluğun, esas itibariyle kusur sorumluluğu olduğu görülmesine karşın, gün geçtikçe sağlık hizmetlerinden doğan idari sorumluluk konusunda kusursuz sorumluluk esaslarının benimsenmeye başladığı da belirtilebilir. Sağlık hizmetlerinin çoğunun sunumu niteliği ya da yapısı gereği belli bir tehlike içerir. Bu gibi faaliyetler bir zarara yol açar ise idare, kusursuz dahi olsa, bu zararı ödemek durumunda kalabilir. Nitekim Danıştay, sağlık hizmetlerinde somut olayın özelliklerine göre hizmet kusuruna dayanılamayan durumlarda idarenin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olabileceğine karar vermiştir.

    Anayasa'nın 40.maddesinin 2.fıkrası ve 129.maddesinin 5.fıkrasının bir gereği olarak, kamu görevlisi statüsündeki doktor veya diğer sağlık görevlilerinin görevlerini ifa ederken ortaya çıkan zararların tazmininde doğrudan doğruya idare aleyhine dava açılmalı, idare ise, ödediği zararın tazmini için, kast veya ağır ihmâl gibi hizmet içinde kişisel kusur sayılabilecek durumların varlığı hâlinde faaliyetiyle zarara sebep olan kamu görevlisine rucû etmelidir. Kamu görevlisi statüsündeki doktor veya diğer sağlık görevlisinin salt kişisel kusurunun (hizmet dışı-hizmetle ilgisi olmayan kişisel kusur) bulunduğu hâllerde ise, bunlar aleyhine dava, adlî yargıda açılabilir.

    Bu mevzuat çalışmasında salgın hastalık döneminde önemi daha da iyi anlaşılan sağlık hizmetlerine ilişkin temel düzenlemelere yer verilmiştir.

    Kamu tedavi kuruluşları, kişilere bir kamu hizmeti olan sağlık hizmetini sunmak üzere kurulmuş olan ve idari yapılanma içinde yer alan teşekküllerdir. Kamu tedavi kuruluşlarında çalışan doktor veya diğer sağlık görevlilerinin ifa ettikleri sağlık hizmetleri dolayısıyla ortaya çıkan zararların tazmini ve sorumluluk esasları, kural olarak idare hukuku ve idarenin mali sorumluluğu esaslarına göre belirlenmektedir. Belirtmek gerekir ki, kamu tedavi kuruluşlarında gerçekleştirilen tıbbî müdahaleler ve diğer tedavi ve bakım hizmetleri nedeniyle ortaya çıkan zararlardan idarenin sorumlu tutulabilmesi için bir hizmet kusurunun şart olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir husus olmalıdır. Anayasa'nın kamu görevlilerinin davranışları nedeniyle idare için öngördüğü sorumluluğun, esas itibariyle kusur sorumluluğu olduğu görülmesine karşın, gün geçtikçe sağlık hizmetlerinden doğan idari sorumluluk konusunda kusursuz sorumluluk esaslarının benimsenmeye başladığı da belirtilebilir. Sağlık hizmetlerinin çoğunun sunumu niteliği ya da yapısı gereği belli bir tehlike içerir. Bu gibi faaliyetler bir zarara yol açar ise idare, kusursuz dahi olsa, bu zararı ödemek durumunda kalabilir. Nitekim Danıştay, sağlık hizmetlerinde somut olayın özelliklerine göre hizmet kusuruna dayanılamayan durumlarda idarenin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olabileceğine karar vermiştir.

    Anayasa'nın 40.maddesinin 2.fıkrası ve 129.maddesinin 5.fıkrasının bir gereği olarak, kamu görevlisi statüsündeki doktor veya diğer sağlık görevlilerinin görevlerini ifa ederken ortaya çıkan zararların tazmininde doğrudan doğruya idare aleyhine dava açılmalı, idare ise, ödediği zararın tazmini için, kast veya ağır ihmâl gibi hizmet içinde kişisel kusur sayılabilecek durumların varlığı hâlinde faaliyetiyle zarara sebep olan kamu görevlisine rucû etmelidir. Kamu görevlisi statüsündeki doktor veya diğer sağlık görevlisinin salt kişisel kusurunun (hizmet dışı-hizmetle ilgisi olmayan kişisel kusur) bulunduğu hâllerde ise, bunlar aleyhine dava, adlî yargıda açılabilir.

    Bu mevzuat çalışmasında salgın hastalık döneminde önemi daha da iyi anlaşılan sağlık hizmetlerine ilişkin temel düzenlemelere yer verilmiştir.

    >