Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Türkiye'nin Etnik ve Sosyolojik Yapısı

    Yazar : Cemal Yavuz
    ISBN :9786259438245
    Sayfa Sayısı :154
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13,50 x 21,00
    Basım Yılı :2024
    230,00 ₺
    184,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    on zamanlarda ülkemizde bir üst kimlik olan Türk yerine, Türkiyeli kelimesinin konulmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. Türkiye'yi etnik temelde bölmeye çalışan bu iç ve dış odaklar, üst kimlik olan Türk'ü, Türkiyelilik olarak değiştirerek Türklüğü bir alt kimliğe indirmek istemektedirler. Amaçları ise, Türk milletine karışık millet zihniyetini ve mozaik dayatmasını pekiştirerek ulusal kimlik bilincini zedelemek, ulusal direnci zaafa uğratmak, bu ülkeye şevkle hizmet etmek gayreti içinde olanları kayıtsız hale getirmek, daha ilerisinde de aslî ve kurucu unsurlar, resmi dil ve azınlıklar tartışmalarını ısıta ısıta bölücü taleplere gerekçeler oluşturmak, sonuçta da Türkiye Cumhuriyetini bölmektir. Oysa Türklük hiçbir etnik anlam ifade etmeden, çok açık bir şekilde vatandaşlığı temel alarak tanımlanmış anayasanın 66. Maddesinde de şu şekilde yar almıştır. "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" Avrupa'da ve dünyanın her tarafında birçok örneği görüldüğü gibi devletin kurucu ve çoğunluk unsurunun Türk olması münasebetiyle Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese Türk denilmiştir.

    on zamanlarda ülkemizde bir üst kimlik olan Türk yerine, Türkiyeli kelimesinin konulmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. Türkiye'yi etnik temelde bölmeye çalışan bu iç ve dış odaklar, üst kimlik olan Türk'ü, Türkiyelilik olarak değiştirerek Türklüğü bir alt kimliğe indirmek istemektedirler. Amaçları ise, Türk milletine karışık millet zihniyetini ve mozaik dayatmasını pekiştirerek ulusal kimlik bilincini zedelemek, ulusal direnci zaafa uğratmak, bu ülkeye şevkle hizmet etmek gayreti içinde olanları kayıtsız hale getirmek, daha ilerisinde de aslî ve kurucu unsurlar, resmi dil ve azınlıklar tartışmalarını ısıta ısıta bölücü taleplere gerekçeler oluşturmak, sonuçta da Türkiye Cumhuriyetini bölmektir. Oysa Türklük hiçbir etnik anlam ifade etmeden, çok açık bir şekilde vatandaşlığı temel alarak tanımlanmış anayasanın 66. Maddesinde de şu şekilde yar almıştır. "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" Avrupa'da ve dünyanın her tarafında birçok örneği görüldüğü gibi devletin kurucu ve çoğunluk unsurunun Türk olması münasebetiyle Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese Türk denilmiştir.

    >