Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Yüzün Gökyüzüm

    Yayınevi : Dokuz Yayınları
    Yazar : Cihad Özdede
    ISBN :9786052050033
    Sayfa Sayısı :160
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :14x20
    Basım Yılı :2017
    150,00 ₺
    112,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Canımı yok saydım seni severken, canımdan can verdim sana. Yaralarını sarayım derken yaralar açtın, umursamadım. Her bir yaranı sarmama karşılık teşekkürün bir yara açmakla oldu bana. Öyle yaralar açtın ki bedenimde, dikiş tutmayan türden yaralardı bunlar. Sürekli kanayan ve kabuk bağlamayan türden. Bu ne anlama gelirdi, biliyor musun?

     

    Kan kaybından öleceğim anlamına gelirdi ama mutluydum, sen yaşayacaktın ve ben bunu göremeyecektim. Her zamanki gibi rüyalarda buluşacaktık elbet. Bu rüya hiç bitmeyecekti, ebedi sürecekti, sadece sen ve ben…

     

    Bazı insanlar gitmeleriyle ünlüdür. Ne kadar güzel giderler, değil mi? Ahım şahım, böyle şaşalı, göstere göstere, marifetmiş gibi sanki! Alışkındırlar tabii bu duruma. Onlara hava hoştur, düşünmezler, kafalarına bile takmazlar. Onlar için normal birisin, diğerlerinden farkın yoktur senin.

     

    Peki ya sen? Kafayı yersin hatam neydi, ne yaptım da gitti diye. Yiyip durursun kendini. Sabah akşam kaç mendil paketi biter ellerinde, sayabilir misin? Anıların gelir aklına, duraksayıp kalırsın, dalıp gidersin bir köşeye. Kapı tıklar, o an kendine gelirsin. İyi misin, diye bir soru! Cevap bellidir; iyiyim ama durum öyle değildir işte. Kırığım, döküğüm, paramparçayım. Gözlerinden akan yaşların hesabı yoktur. Silmekten kızaran o burun, hıçkırıklara boğulan bir adet sen. Onca insan yıkamazken, onun gidişi nasıl da yerle bir eder, iyi bilirim.

    Kendi yorumunuzu yazın
    • Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
    • Kötü
    • Mükemmel

    Canımı yok saydım seni severken, canımdan can verdim sana. Yaralarını sarayım derken yaralar açtın, umursamadım. Her bir yaranı sarmama karşılık teşekkürün bir yara açmakla oldu bana. Öyle yaralar açtın ki bedenimde, dikiş tutmayan türden yaralardı bunlar. Sürekli kanayan ve kabuk bağlamayan türden. Bu ne anlama gelirdi, biliyor musun?

     

    Kan kaybından öleceğim anlamına gelirdi ama mutluydum, sen yaşayacaktın ve ben bunu göremeyecektim. Her zamanki gibi rüyalarda buluşacaktık elbet. Bu rüya hiç bitmeyecekti, ebedi sürecekti, sadece sen ve ben…

     

    Bazı insanlar gitmeleriyle ünlüdür. Ne kadar güzel giderler, değil mi? Ahım şahım, böyle şaşalı, göstere göstere, marifetmiş gibi sanki! Alışkındırlar tabii bu duruma. Onlara hava hoştur, düşünmezler, kafalarına bile takmazlar. Onlar için normal birisin, diğerlerinden farkın yoktur senin.

     

    Peki ya sen? Kafayı yersin hatam neydi, ne yaptım da gitti diye. Yiyip durursun kendini. Sabah akşam kaç mendil paketi biter ellerinde, sayabilir misin? Anıların gelir aklına, duraksayıp kalırsın, dalıp gidersin bir köşeye. Kapı tıklar, o an kendine gelirsin. İyi misin, diye bir soru! Cevap bellidir; iyiyim ama durum öyle değildir işte. Kırığım, döküğüm, paramparçayım. Gözlerinden akan yaşların hesabı yoktur. Silmekten kızaran o burun, hıçkırıklara boğulan bir adet sen. Onca insan yıkamazken, onun gidişi nasıl da yerle bir eder, iyi bilirim.

    >